Header Ads


Düz Dünya Gerçeği eser miktarda uyanmış, sorgulayabilen, cesur ve özgür beyinler içindir. Bu sarsıcı gerçeği herkes gibi önce reddedip alay edeceksiniz. Olur da tüm yargıları bir kenara bırakıp sabırla ve sakince incelerseniz doğuştan kazanılmış bu zeki programlamayı kırabilir ve gerçekleri içeri alabilirsiniz.
Üzerindeki en güçlü programlamayı kırmaya cesaretin var mı? Yok mu?

VAKUM GERÇEĞİ UZAY YALANINI İFŞA EDİYOR

Vakuma aşina olmayanlar için vakum hakkında biraz bilgi verelim. Vakum kısaca içinde hiçbir madde bulunmayan boşluk demektir. Pratikte mükemmel vakumun, yani tamamen havası boşaltılmış bir boşluğun, elde edilmesi mümkün değildir. Mühendislikte atmosferik basınçtan düşük olan her basınca vakum denir. Vakumun kalitesi onun mükemmel vakuma yakınlığı ile ölçülür. Sistemde kalan parçacık sayısı ne kadar azsa vakumun kaliteside o kadar fazladır. Vakumu ölçmek için kullanılan birimler ‘Atmosfer’, ‘Paskal’ ve ‘Torr’ dur. 1 Atmosfer 760 Torr’a eşittir. Örneğin evimizdeki elektrik süpürgesi 100 Torr civarında vakum üretir, buda düşük vakum seviyesindedir. 


Vakum endüstride kullanılan bir tekniktir. Örneğin ampülün filamentinin kimyasal olarak değişimini engellemek ve oksidasyonunu durdurmak için vakum kullanılır. Yada vakumlama yöntemi içinde bulunduğu ortamın kimyasal etkileşimini azalttığı için yiyeceklerin vakum paketleme yöntemi ile havadan tümüyle soyutlanarak uzun süre bozulmadan saklanabilmesini sağlamaktadır. Bir başka örnek ise vakum kullanılarak ağır cisimlerin kaldırılmasıdır. Örneğin 8 santim çapında bir vakum kabı ile 40 kilo ağırlık kaldırmak mümkündür. 4 ton ağırlığındaki çelik borular vakum ile çalışan kaldırma mekanizması ile kolaylıkla taşınabilmektedir. Aslında ağırlığı kaldıran kabın içindeki düşük basınç değil, dışarıdaki yüksek basıncın ağırlığı kaba doğru itmesidir. Vakumun gücü etrafındaki hava basıncının vakumlu olan düşük basınçlı olan ortama hücumu ile oluşur. Yani gücü oluşturan iki ortam arasında basınç farkı oluşturup yüksek olan basıncın alçak olanı dengelemeye çalışmasıdır.

Yüksek vakum Semikondaktör (yarı iletken) maddelerin işlendiği endüstrilerde kullanılır. Çünkü sadece yüksek vakum atomik seviyede yüzeylerin temiz kalmasını sağlayabilir.  Bu vakum seviyesi Torr olarak 10-8 (0,000 000 01) seviyesindedir. Yüksek ve oldukça yüksek vakum havanın temasını keserek, parçacık ışını ile maddelerin herhangi bir başka madde ile karışmadan saflığını koruyarak bir yüzey üzerine kaplanmasını sağlar. Bu semiconductor endüstrisisinde kullanılan chemical vapor deposition (CVD), physical vapor deposition (PVD), ve etching tekniklerinin temel prensibidir. Bu teknoloji ile silicon waferler üzerine mikron seviyede metaller kaplanarak elde edilen devrelerle elektronik çipler üretilir. 10-8 seviyesindeki yüksek vakuma ulaşabilmek vakum tankının vakum pompası ile 18 ile 24 saat civarında sürekli olarak pompalanması gerekmektedir ve ancak bu kadar uzun süre sonra bu seviyede vakuma ulaşmak mümkün olur. Bunun için üç kademeli pompa kullanılır. Birinci kademe pompa ile vakum seviyesi yaklaşık olarak 1 Torr civarına indirilir. Bu pompaya Rough pump denir. İkinci seviye ise yaklaşık 10-6 Torr seviyesidir. Bunun için Turbo pompalar kullanılır. Bundan ötesi seviyeler için ise Cryo pump adı verilen pompalar kullanılır. Çünkü bundan ötesi vakum seviyesine ulaşmak için mekanik güç tek başına yetmez. Cryo pump karbon filtresi kullanarak vakumun daha ileri seviyeye ulaşmasını sağlar. 

SpaceX projesi için güya uzaya gönderilen Tesla marka araba Elon Musk’ın kendi ifadesine göre normal dünya şartları için hazırlanmış bir arabadır, uzaydaki vakum ortamına göre dahi hazırlanmamış bu araba. Halbuki normal bir arabanın yüksek vakum ortamında lastiklerinin patlamadan durması mümkün değildir. Eğer Youtube’daki bir deney videosunu izlediyseniz o videoda bir balonun vakum kabına konulduğunda şiştiğini ve patladığını gözlemlersiniz. Çünkü içinde hiçbir hava olmayan ortamda içerideki normal hava basıncı dışarıdaki vakum nedeniyle oluşan düşük basınca hücum etmektedir, buda balonun şişerek patlamasına neden olmaktadır. Uzaya gönderildiği iddia edilen arabanın lastiği içinde aynı şey olması gerekirdi. Yani lastik dışarıda oluşan düşük basınç nedeniyle şişerek patlıyor olması gerekirdi. Siz SpaceX'in Tesla'sında böyle bir şey gözlemlediniz mi? Ben göremedim. O halde bu Tesla gerçekten uzaya mı gitti, yoksa gitti diye bize yalan mı söylendi?


Vakumun oluşturcağı basınç farkından dolayı çeperlerin çökmesini engellemek için ultra yüksek seviyede vakum kullanılan semikondaktör endüstrisindeki makinaların vakum kazanları oldukça kalın çelikten yapılır. Örneğin ion beam etching yapılan bir vakum kazanında bu kalınlık 19 mm civarındadır. Bu kadar kalın çelikten yapılan vakum kazanları makinaların oldukça ağır olmasına neden olur. Uzay denen ortam eğer 10-17 (0,000 000 000 000 000 01) seviyesinde ise bir aracın uzay denen vakum ortamında çeperleri çökmeden patlamadan kalabilmesi için oldukça kalın çeperden yapılmış olması gerekir. Halbuki uzaya çıkabilmesi için de aynı zamanda mümkün olduğu kadar hafif olması da gerekir. Eğer hafif olması için çeperler ince yada alüminyum gibi bir metalden yapıldıysa bu seviyedeki vakuma dayanması mümkün gözükmemektedir? Örneğin bir deniz altıyı düşünün; deniz altındaki basınca dayanabilmesi için çeperleri oldukça kalın yapılması gerekir ve çelikten yapılır. Aynı şekilde düşünürsek Uluslararası Uzay İstasyonu da eğer uzay denen ultra yüksek vakum ortamında ise bu vakuma dayanabilmesi için oldukça kalın çeperlerinin olması gerekirdi. Fakat bize gösterilen resimler öyle olmadığını gösteriyor. O halde bu uzayda olduğu iddia edilen istasyon bu aşırı yüksek vakuma nasıl dayanıyor? 

NASA'nın Astronotlarının kıyafetlerine bir bakın lütfen, aşırı bir vakum ortamında bulunur gibi mi tasarlanmış yoksa deniz altında dalgıçlık yapmak için falan mı? Yada sanki Formula1'de araba yarışına katılan sürücülerin kıyafeti gibi. Sanki Hollywood'un bir filim seti için kostüm dizaynı yapan biri tarafından tasarlanmış. Sankisi fazla, gerçekten de öyle. Halbuki aşırı yüksek vakum ortamına dayanabilmesi için bilim adamları tarafından tasarlanmış olması gerekmez miydi? 

Öyleyse NASA’nın astronotlarını vakum ortamı yerine büyük havuzlarda su altında eğitmesini hangi mantıkla açıklamak mümkündür. İddia edilen uzay ortamını yani 10-17 seviyesini zaten dünyada oluşturmak mümkün değildir. Eğer uzay denen ortam ölümcül tehlikeli seviyedeki vakum ortamı ise astronotları bu ortama hazırlamak için eğitimlerinde de havuz yerine vakum ortamı kullanılması gerekmez miydi? Onları uzaya hazırlayacak en uygun eğitim uzaydaki vakum ortamına oldukça yakın olan bir vakum ortamında eğitiliyor olmaları değil miydi? 


NASA’nın Ohio Plum Brook’daki 100 feet çapındaki vakum unitesi dünyanın en büyük vakum kazanı olmasına rağmen astronot eğitimleri burada yapılmaz. Propaganda amaçlı göstermelik birkaç testin haricinde doğru dürüst kullanılmayan bir test ünitesidir burası. Üstelik bu vakum kazanı sadece 10-9 civarında bir vakum üretir, yani uzay denen vakum ortamının oldukça altındadır. Yani NASA'nın dahi bütün imkanlarına rağmen uzay denen aşırı vakum ortamına ulaşacak bir kazan yapması teknik olarak mümkün değildir.


NASA’nın astonotlarını ilk defa vakumda test etme denmesi 1965’de az kalsın ölümcül bir şekilde bitiyordu. Jim la Blanc adındaki astronot orta seviyedeki bir vakum tankında bu test için kazanda bulunurken astronot kıyafetinin sızıntı yapması nedeniyle bir anda bilincini kaybeder ve kendi ifadesiyle tükürüğünün kaynamaya başladığını ve o anda bilincini kaybettiğini söyler. O günden beridir astronotların vakum ortamında test edilmesi yasaklanmıştır! İlginç değil mi? NASA'nın tasarladığı astronot kıyafetlerinin orta seviyede dahi bir vakum testini dahi geçemediği gördüğümüzde uzay denen aşırı vakum ortamına astronot yolladıklarına inanmamız gerçekten zor.


NASA’nın vakum yerine havuzda eğitim yapmasının şu sakıncaları var; 


  • Öncelikle havuzun altındaki bir ortamda vakum ortamının aksine yüksek basınç vardır. O nedenle fiziksel şartlar açısından tümüyle zıt bir ortamda test yapılmaktadır. Buna rağmen NASA’nın ısrarla havuzlarda astronot eğitimi yapmasını açıklayan hangi sebep olabilir? Acaba o sebep uzay denen farazi yerde yerçekimsiz ortam olduğu düşünüldüğü için bu ortamı kamera karşısında simüle edecek en uygun yerin suyun kaldırma kuvveti kullanılarak hareketlerin yavaşladığı havuz altında çekim yapmak olmasın? Aslında havuz altı fiziksel olarak uzay denen yerçekimsiz ortamı dahi sağlamıyor, sadece kamerada öyle gözüküyor. O halde sebep ne? Yani gerçekte tek amaç var; o da kamera aldatmacası yaratmaktır.
  • Deniz altında basınç vakum ortamının tam aksidir. Deniz altındaki yüksek basınç sizi baskı altına alır, ezer. Vakum ortamında ise basınç oldukça düşüktür, güçlü bir şekilde genişlemenize sebep olur. Sonuçta sizi genişletmeye çalışan bu kuvvet balon örneğinde olduğu gibi giysilerinizin şişmesine ve bir müddet sonrada sizin ve giysilerinizin iç basınç nedeniyle patlamanıza sebep olur. 
  • Deniz altında hareket etmek sürtünme kuvvetinin fazlalığından dolayı oldukça yavaştır, zordur. Halbuki vakum ortamında hava olmadığı için sürtünme kuvveti oldukça düşüktür. Yani tümüyle zıt bir ortamda test yapılmaktadır. Bu ortamda astronot kıyafetlerinin, astronotların ve onların hareket kabiliyetlerinin test edilmesi tümüyle yanlış bir stratejidir. 
  • Uzay aracını suyun altına indirmek ve orada eğitim yapmakta ayrı bir yanlıştır. Çünkü eğer aracı suyun içinde tutuyorsanız vakum ortamının aksine su altına dayalıklı şekilde inşa etmeniz gerekir. Buda tümüyle ayrı bir mühendislik gerektirir. Üstelik astronotların kullandığı aletlerinde su altına farklı davranacağı için ayrıca vakum ortamında test edilmeleri gerekmektedir. Çünkü su altı ortamı ile vakum ortamı tümüyle farklıdır. Eğer testler aletler için tekrar edilecekse su altında test edilmesinin zaman kaybından başka ne gibi bir faydası olabilir?
  • Üstelik çekimler için su altı kameraları kullanmak da ayrı ve gereksiz bir masraftır. Halbuki vakum ortamında eğitimler yapılsa havuzun, uzay aracının, ve kullanılan aletlerin bakımı ve korunması çok daha kolay olurdu. Çünkü suyun sızdırmazlığı sorunu ortadan kalkardı, aletler paslanmaz, okside olmazdı.

Yani su altında eğitim yapılmasının hiçbir mantıklı sebebi yoktur, kamerada hileli bir şekilde yerçekimsiz ortam göstermekten başka. Çünkü su altında yüzerken uzayda hareket ediyormuş izlenimi yaratılır. Arka fona da küre dünya resmi koyarsanız işiniz epey kolaylaşmış olur. Havuz olsa olsa uzay filmi çeken Hollywood yapımı bir sinema filmi için iyi bir set olarak kullanılabilir ama bilimsel bir test yapan bir kurum için değil.

Uzay istasyonunda herhangi bir kapının yada pencerenin sızıntı yaptığını düşünün. Sonuç felaket olurdu. Dışarıdaki ultra yüksek vakum anında uzay aracı içerisindeki havayı çeker yok ederdi. Bir saniye dahi sürmezdi. Bu kadar yüksek vakumlu olan tehlikeli bir ortamda kullanılan O-Ring veya contaların uzun süre dayanıyor olması da mümkün değildir. Yüksek vakum ortamında çalışan hiçbir makinanın contalarının aşınmadan ömür boyu kalması mümkün değildir. Contalar mutlaka belli bir zaman sonra işlerliğini kaybedecektir ve değiştirilmeleri gerekecektir. Uzay istasyonunun vakum ortamından çıkarılmadan contalarının uzayda değiştirilmesi mümkün değildir. O halde nasıl oluyorda uzay istasyonu hala sızıntı yapmadan uzayda kalıyor? Arada bir yere inip bakımı yapılması gerekmez miydi? Halbuki iddia edilen uzay istasyonu güya uzaya çıktığından beri orada sorunsuz çalışıyor!!! Böyle bir şey mümkün mü?



Donald Pettit NASA’nın en tecrübeli astronotu olarak sorulan sorulara cevap verirken kendini şöyle ele veriyor; ‘’Herhangi bir sızıntı olduğunda ne yapıyorsunuz?’’ ‘’Ohh, galiba bulunduğumuz odayı derhal kapatmalıyız, tam olarak hatırlamıyorum ama mekanizmayı değiştirmek için bir plan olmalı’’ !!! Şaka yapıyor olmalı. Herhangi bir sızıntı olması hayati bir durumdur. Yani ölüm kalım meselesidir. Bu tür durumlar için çoktan eğitilmiş olmalıydı ve ne yapılması gerektiğini adı gibi bilmesi gerekirdi. Eğer uzay istasyonu gerçek olsaydı bu tür durumlar için hazırlanmış acil planlar çoktan hazırlanmış olmalıydı. Ama yok. Bu da uzay istasyonu sahteciliğini ortaya çıkarmıyor mu?

Neden uzay istasyonundan canlı yayın yapıyorlarda astronotların uzaya çıkarken kesintisiz görüntülerini yayınlamıyorlar? Neden astronotların basınçlı ortamdan kıyafetlerini giyip ara basıncı olan odaya ordanda uzaya çıkışını gösteren bir tane video yok? Ama astronotların havuzda, pardon uzayda yürüyüş yaptığı bir sürü video var. Nedense contalarının hiçbir bakım gerektirmediği ama civatalarının sık sık gevşediği, o nedenle astronotların sık sık dışarı çıkıp ellerindeki aletlerde civataları sıkmaları gerektiği dünyanın en gelişmiş aracında neden contalara buldukları çareyi civatalar için bulamıyorlar?



Eğer uzay denen vakum ortamı 10-17 (0,000 000 000 000 000 01) Torr seviyesinde ise atmosfer basınçlı bir ortam olduğuna göre atmosferin üzerinde onu uzaydan ayıracak kalınca bir çeper yoksa onun uzaya kaçmasını nasıl engel olabilir? Eğer uzay iddia edildiği gibi yüksek vakum ortamıysa ve arada çeper yoksa bu kadar yüksek bir vakumun dünyanın üzerinde ne var ne yok soğurup alması işten bile olmazdı. Yerçekiminin atmosferi dünyaya yapıştırdığına inanların yerçekiminin helyum balonunu dahi çekemediğini gördükten sonra hala atmosferi bu kadar yüksek vakuma karşı bir güçle çektiğini iddia etmeleri ancak kendilerini gülünç duruma düşürür. Uzayın bu derece vakum seviyesinde olduğunu iddia edenlerin atmosferin dünyanın üzerinde yapışık kaldığını iddiaları gerçekten şaşılacak bir iddiadır. Ancak gelin görünki insanların çoğu bunu sorgulamadan kabul etmiştir. 

İster Türkiye’nin en iyi mühendislik okulu İTÜ’de bir fizik profesörüne sorun isterse Amerika’nın en iyi teknik üniversitesi MIT’de bir fizik profesörüne sorun;

“Basınçlı bir ortamla vakumlu bir ortamın arada bir çeper olmaksızın bir arada durması mümkünmüdür?”

Size verecekleri cevap;

“Böyle birşey fiziksel olarak mümkün değildir. Eğer arada bir çeper yoksa basınçlı hava vakuma doğru dağılacaktır” olacaktır.

Nasıl oluyorda bunu bildiğiniz halde hem küre dünyanın uzay denen çok yüksek vakum ortamında olduğunu iddia ediyor ve hemde dünya atmosferi ile uzayın arasında bir çeper olmadığı halde uzaya dağılmadan dünyaya yapışık üzerinde durduğunu iddia edebiliyorsunuz?

Böyle bir iddiada bulunanlar ya gerçekten bilimden uzak ve fizik kurallarından habersizler yada akıl ve mantıktan uzak beyni yıkanmış insanlar olmalılar. Gazlar bulundukları kabın hacmi oranınca genişlerler. Bu gözlemlenebilen, tekrarlanabilen, isbatlanabilen bir fizik kuralıdır.

Eğer uzay 0.00000000000000001 (1e-17) Torr değerinde bir vakum ortamı ise ve sahte bilimin iddia ettiği gibi uzay denen aşırı vakum ortamıyla dünyadaki atmosferin arasında bir çeper yoksa gazlardan oluşan atmosferin uzaydaki bu aşırı vakuma dağılmaması, ve boş olan hacme doğru genişlememesi mümkün değildir. Buna ne yerçekimi nede hiçbir güç engel olamaz.



Otomobiller tekerleğin yerden aldığı güçle kendisini itmesi ile yol alır, gemiler suyu iterek yol alır, uçaklar havayı iterek yol alır, peki roketler neyi iterek yol alır?

Uzay denen hayal kurgu ortamında roketlerin itebilecekleri hiçbir madde yoktur, dolayısıyla uzayda roketin etki tepki kanununa göre yakarak çıkardığı gazların roketi itmesi imkansızdır. Eğer ortamda bir madde varsa etkiye tepki olur, eğer madde yoksa etkiye tepki alamazsınız.   Üstelik uzay denen aşırı vakum ortamına salacağınız gazlar anında soğutularak uzaya dağılır, itme oluşturacak bir ortam dahi yaratamaz.  Dolayısıyla Roketlerin uzaya çıkması büyük bir palavra olduğu gibi uzayda ilerlediği, gidip geldiği ise daha büyük bir palavradır.

Vakum gerçeği uzay yalanını ifşa etmektedir. Küre dünya büyük bir yalandır, dünya halklarına söylenmiş en büyük yalandır.

Vakum hakkında bu değerlendirmemi okuduktan sonra umarım bakış açınız genişlemiştir. 

Hiç yorum yok