Header Ads


Düz Dünya Gerçeği eser miktarda uyanmış, sorgulayabilen, cesur ve özgür beyinler içindir. Bu sarsıcı gerçeği herkes gibi önce reddedip alay edeceksiniz. Olur da tüm yargıları bir kenara bırakıp sabırla ve sakince incelerseniz doğuştan kazanılmış bu zeki programlamayı kırabilir ve gerçekleri içeri alabilirsiniz.
Üzerindeki en güçlü programlamayı kırmaya cesaretin var mı? Yok mu?

Düz Dünyada Ay



GİRİŞ



Düz Dünya hareketi her gün ivme kazanmakta ve her yeni gün birçok kişi bu uyanış hareketine katılmaktadır.  Bu momentum ileriki yıllarda da artarak devam edecektir. Düz dünyaya inanlar arasında Ay’ın ne olduğu ve nasıl çalıştığı konusu hala tartışmalıdır ve hala sırrını korumaktadır, çünkü eldeki imkanlar ile Ay’ın sırrını çözebilmek en zor konulardan biridir.



Ay tarih boyunca insanlar için daima bir bilmece olmuştur, antik çağlardan günümüze kadar politeist inançlarda Güneş Ay ve yıldızlar ilahlaştırılmış, tapınılan bir obje haline dönüştürülmüşlerdir. Ayın gümüş rengi görüntüsü, parlaklığı, evreleri, enerjisi daima mistik dünya görüşlülere ilham kaynağı olmuş, doğaüstü, manevi değerler için Ay daima bir sembol olarak kullanılmıştır.

Ay konusu Düz dünya konusuyla ilgilenenler için ayrı bir başlık altında incelenmesi gereken önemli bir konudur. Bu yazının amacı Ay konusunda bilinenleri, mantıklı olanı açıkça ifade etmek ve aynı zamanda Ay’ın davranışı konusunda antik çağlardan, mitolojiden aktarılmış görüşleri incelemektir. Ay’ın tam olarak ne olduğu ve düz dünyada nasıl çalıştığı konusunda Düz dünyaya inanlar arasında hummalı bir tartışma vardır ve çoğunlukla eksik ya da yanlış bilgiden kaynaklanan bir kafa karışıklığı vardır.


Henüz hiç kimsenin iddiasının düz dünyanın görüşü olarak kabul etmemiz mümkün değildir, ancak hep birlikte araştırmalarımıza, gözlemlerimize ve deneylerimize devam edersek birlikte bir sonuca ulaşmamız mümkün olacaktır.



AY DÜZ DÜNYA ÜZERİNDE DÖNMEKTEDİR


Ayın Düz dünya üzerinde konumunu ispat etmeden önce Düz dünya modeli üzerinde Ayın konumuna bakalım.




Ay, sabit Düz Dünyanın üzerinde spiral daireler çizerek, altı ay boyunca, neredeyse Güneşe benzer bir yörüngede bir dönenceden diğerine gidip gelmektedir.



Dünyadaki tüm insanlar Ay'ın sadece aynı yüzeyini görür, ve bu yüz bulunduğunuz konuma bağlı olarak belli bir açıyla döner. Bu dönme 360 derecelik bir dönme derecesini kapsar.


Sahte bilime göre bu dönmenin sebebi ekvatorun kuzeyindeki yada güneyindeki bir gözlemcinin farklı yerden Ay'a bakıyor oluşudur. Oysaki Ay bir küre olsaydı ekvatorun kuzeyinden ve güneyinden bakan gözlemci için Ay'ın yüzeyinin görünen kısmının değişkenlik gösteriyor olması gerekirdi. Halbuki böyle birşey gözlemlemiyoruz. Bu durum sahte bilimin Ay'ın bir küre olduğu iddiasını çürütüyor.


Eğer Ay bir küre olsaydı iki ayrı noktadan bakan gözlemci için Ay'ın daima aynı yüzeyinin görünüyor olması imkansız olurdu.



Ay'ın hep aynı yüzünün görünüyor olmasının tek bir açıklaması vardır; o da Ay'ın düz bir düzlem olan düz dünyanın üzerinde olduğudur ve Ay'ın sadece bir tek yüzünün olduğudur.


Ay'ı gözlemlediğimiz zaman onun ufka doğru uzaklaşıp gözden kaybolduğuna şahit oluruz. İnsan gözü dış bükey bir şekildedir ve cisimleri lensin odak noktasına düşürerek görmeyi gerçekleştirir. Dolayısıyla cisimler uzaklaştıkça gözün odak noktasına düşen görüntüde küçülür. Belli bir yerden sonra gözümüzün arka yüzünde olan algı sinirleri cisimleri seçemez hale gelir.


Cisimlerin ufuk çizgisinde küçülüp kaybolması tümüyle bizim gözümüzün görme yapısıyla alakalıdır. Dünyanın küre olmasıyla alakalı değildir. İnsanlar ufuk çizgisinin kürenin eğiminin başladığı yer olduğu zannıyla kandırılmaktadır.


AYIN EVRELERİ


Sahte bilim bize Ay'ın evrelerinin meydana gelme sebebinin Güneşin ışınlarının Ay'a çarparak yansımasından dolayı olduğunu ve Ay'ın 29,53 günlük dünya etrafındaki bir turunun dünyadaki gözlemci için değişik açılarındaki yansımasından dolayı olduğunu söyledi. Halbuki Güneş merkezli sistemin Ay'ın evrelerinin oluştuğunu iddia ettiği model hatalarla doludur.

Sahte bilimin bize gösterdiği Ay'ın evreleri modeli aşağıdaki gibidir.


Bu modele göre her Yeni Ay başlangıcında Ay'ın Güneş'in önüne geçtiği kara siluetini görüyor olmamız gerekirdi, halbuki görmüyoruz.


Dünyadan bakan bir gözlemci için, örneğin gündüz vakti meydana çıkan dolunayı resmetmeye çalışan bu ressam tablosunu boyarken aynı zamanda gündüz vakti dolunay nasıl görülebiliyor diye kara kara düşünüyor.


Ay dünyanın yörüngesinde yer değiştirdikçe Güneş'ten gelen ışıkla Ay'ın yan yüzeyinin ışıyor olması gerekmiyor muydu?


O halde Ay'ın Dolunay evresinde olması için Güneş merkezli modele göre dünyanın karanlık tarafında olması gerekiyordu.


O halde Ressam dünyanın gündüz kısmında ve Dolunayda Ressamın bulunduğu kısmın tam arka tarafında kalıyor olmalıydı.


Fakat bu durumda Ressamın gündüz vaktinde Dolunayı görmesi imkansız olması gerekirdi.


Ressam iddia edilen Ay'ın evreleri modelinin gerçeğe uygun olmadığını anlamıştır, ve eğer dünya bir küre olsaydı ekvatorda olan bir gözlemcinin gördüğü Ay'ın üst tarafı aydınlık olarak gözükmesi gerekirdi. Halbuki hiçbirimiz dünyanın neresinden bakarsak bakalım Ay'ın üst tarafının aydınlık olduğu evreye rastlamamışızdır.


Ressam, Ay'ın evrelerinin ve Güneşin gerçekte göründüğü gibi olması için Dünyanın Düz olması gerektiğinin farkındadır.


Gündüz vakti Dolunay görebilmenin tek bir açıklaması vardır; dünya düzdür,  ve Ay ve Güneş düz dünyanın üzerinde yörüngede dönmektedir.


Bazen Güneşi ve Ayı aynı anda gökyüzünde görüyoruz. Özellikle Dolunay olmadan bir kaç saat önce yada sonra. Eğer Güneş ve Ay ikiside gökyüzünde ise dünya aralarında değildir demektir.


Küre dünyanın Ayın evreleri modeline göre dünyanın gündüz tarafında Ay  görebiliyorsak (aşağıdaki şemada 6:00AM pozisyonunda olduğu gibi) Ay'ı ancak yarım Ay şeklinde görüyor olmamız gerekirdi. Halbuki yukarıdaki resimde olduğu gibi beşte dördü aydınlık bir Ay görüyorsak küre dünya modelinin hata verdiğini söylemek yanlış bir ifade olmaz.  Çünkü aşağıdaki grafik ile tarif edilen küre dünya modeline göre bu mümkün değildir.


Eğer Ay küre dünyanın yörüngesinde dolaşıyorsa, ve küre dünya ve Ay birlikte Güneşin yörüngesinde dönüyorsa, böyle bir modele göre 6 ay sonra Ayın evrelerinin, yani aydınlık kısmının Ayın 6 ay önceki tarafının aksi tarafından başlaması gerekirdi. Ve bu durumda dünyadan bakan bir gözlemci için Ayın evreleri tümüyle farklı olurdu. Fakat gerçekte biz böyle bir şey gözlemlemiyoruz. Bu da küre dünya modelinde tarif edilen Ay'ın evrelerinin gerçekte gözlemlendiği şekilde gerçekleşmesinin mümkün olmadığını göstermektedir. Yani küre dünya modelindeki Ay'ın evreleri gerçekle uyuşmayan hata veren bir modeldir.


Eğer sahte bilimin söylediği gibi Ay ışığını Güneşten alıyor olsaydı, bu durumda Ay'ın her evresinde Ay fıldır fıldır dünyanın etrafında, dünyada Ay ile birlikte Güneşin etrafında döndükleri için, Ay'ın Güneşe karşı konumu sürekli değişkenlik gösteren bir açıda olması gerekirdi. Bu durumda Ay'ın evrelerinin her ay düzenli olarak tekrar eden ve daima aynı taraftan başlıyor olması küre dünya modeline göre imkansız olurdu. Halbuki gerçekte Ay'ın evreleri daima aynıdır değişmediğini bizzat gözlemliyoruz.


Yukarıdaki şemada Dünyanın Güneşe göre her altı ayda değişen konumu görülmektedir. Ayın parlak yüzeyi görüldüğü gibi Dünyanın Güneşin etrafındaki konumuna göre sürekli değişkenlik gösteren bir açıda olması gerekirdi. Örneğin üstteki resimde sağ taraftaki konumunda Ayın güneşe bakan yüzü sol taraftaki konumunda tümüyle farklı olması gerekirdi. Aynı zamanda bu iki konumun arasındaki konumlarda Ayın yüzeyinin güneşe göre konumu sürekli olarak değişeceğinden Ayın evrelerinin sürekli olarak değişkenlik gösteren bir açıda olması gerekirdi, fakat değil. Bu durum tek başına bile güneş merkezli modelin tümüyle sahte olduğunun delilidir.


Aşağıdaki şemada Ayın dünyadan bakan gözlemci için daima sabit olan evresinin dünyanın güneşe göre her 90 derecelik konum değişikliğindeki pozisyonuna koyduğumuzda aynı kalmasının fiziksel olarak imkansız olduğu görülmektedir. Küre dünya modeline göre Ay'ın evrelerinin gerçekte gözlemlediğimiz gibi olması imkansızdır.

Bu konuyla ilgili şu videoyu izlemenizi tavsiye ederiz.






AY'IN IŞIĞININ YANSIMASI - YAKAMOZ


Eğer dünya bir küre olsaydı Ayın ışığının denize vurduğu bir gecede Ayın ışığının küre dünyadan bakan bir gözlemciye resimde görüldüğü gibi ulaşması mümkün değildir.


Işığın bu şekilde yansımasının tek bir açıklaması vardır; o da ufuk çizgisine baktığımız denizin yüzde yüz düz olmasıdır. Eğer dünya bir küre olsaydı Ay'ın küre üzerinde yansıması tümüyle farklı olurdu.



GELGİTLER


Sahte bilim bize Yerçekiminden dolayı Gelgitlerin oluştuğunu söyledi, halbuki bu da tümüyle yanlış bir bilgidir. Eğer Ay bize söylendiği gibi 2159 mil (3474 km) çapında ise ve Dünya da 7918 mil (12742 km) ise, ve eğer Dünyanın kütlesi Ay'dan 81 kez fazla ise, sahte bilimin kütle çekim kanununa göre büyük kütlenin küçük kütleyi çekmesi gerekirdi, küçük kütlenin büyük kütleyi değil.


Bize Dünyanın kütle çekim gücünden dolayı Ay'ın yörüngede durduğu söylendi, o halde nasıl oluyorda daha az çekim gücü olan Ay Dünyanın kütle çekim gücünü yenerek Dünyanın deniz seviyesindeki yada deniz seviyesinin altındaki kütlesini çekebiliyor?


Eğer Ay'ın çekim gücü Dünyanın deniz seviyesindeki ve altındaki kütleyi çekecek kadar kuvvetliyse o halde aynı anda Dünyanın üzerinde ne var ne yok bu çekimin etkisine girmesi gerekirdi. Örneğin ağaçlar, bitkiler, çiçekler yukarıdan çekiliyormuş gibi uzar, böcekler kuşlar havada asılı kalır yere dönemezdi. Halbuki öyle bir şey görmüyoruz.


Gelgit olayları Dünyanın değişik yerlerinde değişik şekillerde gözlemlenmektedir. Bazı yerlerde günde dört kere gelgit olurken, bazı yerlerde bir kez. Bazı sahillerde suyun çekildiği derinlik diğerlerinden çok farklı olabiliyor. Sahte bilimin Gelgit haritası Ay'ın tek bir kütle olarak benzeri şekilde davranmadığının delilidir. Doğudan Batıya farklı farklı davrandığına şahit olmak mümkündür.

“Eğer Ay suyu çekip kaldırabiliyorsa Gelgit zamanında karaların yanındaki suyun yükselmesi değil çekilmesi gerekir. Eğer Ay'ın hızı ve yörüngesi sabitse, ve Dünyaya bir etkisi varsa bu etkinin de değişken olmayan, heryerde aynı olan bir etki gösteriyor olması beklenir. Ancak Gelgitler hiçbir zaman aynı şiddette değildir. Örneğin Güney Afrika'nın Durban kıyısında suyun yükselip çekilmesi yaklaşık 6 feet (1,8 metre), Beira kıyısında (Durban'ın yaklaşık 600 mil kuzeyinde) Gelgitden dolayı suyun 26 feet (7,9 metre) yükselip alçaldığını görmek mümkündür. Eğer ikiside Ay nedeniyle meydana geliyorsa bu farklılık neden? Bu durum Ay'ın Gelgitler üzerinde hiçbir etkisinin olmadığının göstergesidir. Gelgitler Düz Dünyanın derinliklerinde denizlerin yada okyanusların suyunun hafifçe azalıp çoğalmasından kaynaklanmaktadır. Göllerde, derelerde hiçbir zaman gelgit olayına rastlamayız. Eğer Ay denizleri ve okyanusları çekiyorsa gölleri ve dereleri neden çekemiyor? Bu durum Gelgit olayının Ay'dan kaynaklanmadığının delilidir. Göller ve dereler, deniz ve okyanuslar gibi Düz Dünyanın derinliklerindeki sularla bağlantılı olmadığı için gelgitler onları etkilememektedir.” -Thomas Winship, “Zetetic Cosmogeny” (130-131)

“Kütlesel çekim gücünün yakınlaştıkça arttığı uzaklaştıkça azaldığı söylenmektedir. Öyleyse, sular Ay tarafından yataklarından çekilip alınıyorsa yani Dünya'nın çekim gücünden uzaklaşıyorsa, ki eğer öyleyse dünya yüzeyinden uzaklaştıkça dünyanın uyguladığı çekim gücününde azalması gerekirdi, ayrıca bu durumda Ay'ın çekim gücününde bu yükselen suya aynı oranda artması gerekirdi, bu durumda nasıl olurda sular dünyayı terk edip Ay'a doğru uçuşa geçmiyor? Eğer Ay'ın çekim gücü Dünyanın üzerindeki suyu çekmeye yetecek kadar kuvvetliyse, bu çekimden dolayı en derin yerdeki sulardan bir santim dahi kendine çekebiliyorsa, çekim kanuna göre Ay'ın ekseni içine giren tüm sularda harekete geçen suların Ay'a doğru hareketini durduracak hiçbir güç olmaması gerekir. Küçük kütlenin büyük kütleyi yendiğini varsayalım, bu durumda küçüğün gücü büyüğünden daha etkili hale gelir, çünkü üzerinde etkili olduğu madde ona daha yakın olur. Mesafe azaldıkça güçte artar... O halde Ay'ın etki alanına giren okyanusların kıyılara doğru hucum edip su baskınlarına sebep olması gerekmez miydi? Eğer suyun akması yerçekimi kanunundan yada dünyanın merkezine olan çekim gücünden dolayı ise, ve Ay dünyanın çekim gücünü yenerek üstün geldiyse, bu durumda Dünyanın Ay'ın bu suyu üzerinde tutunmasına izin vermesi mümkün mü?... Bu ve bunun gibi Newton sistemi tarafından açıklanması zor olan durumlar nedeniyle, hatta Isaac Newton'un kendisi dahil birçok kişinin de hem fikir olduğu gibi, Gelgitlerin Yerçekimi Teorisinin en az tatmin edici kısmı olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, Gelgitlerin oluşmasının Ay'ın kütle çekim gücünden değil, Düz Dünyanın üzerinde yüzdüğü derin suların azalıp artması neticesi ile olduğu sonucunu ileri sürdük. Eğer Dünya üzerindeki sular Ay tarafından zaman zaman yükselip alçalıyorsa bu durumda derin denizlerde ve okyanuslarda bulunan sakinlik asla mümkün olmazdı.” Dr. Samuel Rowbotham, “Zetetic Astronomy, Earth Not a Globe!” (159-175)

“Isaac Newton'un kendisi bile Yerçekimi Teorisinin Gelgitler ile ilgili açıklamasının Teorinin en zayıf tarafı olduğunu itiraf etmektedir. Bu teoriye göre büyük kütle küçük kütleyi çeker, ve Ay'ın kütlesi Dünyanın kütlesinin 8'de biridir, ki bu kütle çekim teorisine göre dünya güneşin etrafında dönmektedir, ve aynı teoriye göre Ay dünyanın etrafında dönmektedir, ki eğer inatla dönmeye devam ediyorsa. Gelgitlerin yükseklikleri, birbirine bitişik arazilerin farklı yapılandırmalarına bağlı olarak büyük ölçüde değişmektedir. Chepstow'da 60 feet (18,2 metre) Portishead'de 50 feet (15,2 metre), Dublin Körfezi'nde bir yada iki feet ve Wexford'da sadece 5 feet (1,5 metre) yükselmektedir... Dünya mümkün olduğunca sabitlenmiş olsada durgun bir yaz gününde okyanusta demir atmış bir teknenin çok küçük seviyesinde o çok hafif hareketi gibi bir çalkantı içinde olabilir. Yani bu demektir ki Gelgitler düzenli olarak büyük ihtimalle Dünyanın derinliklerindeki sularda olan atmosferik değişikliklerden meydana geliyor olabilir, yada Dr. Rowbotham'ın son zamanlarda söylediği gibi Ay'ın düz dünya üzerinde dönerken atmosfere etki etmesi nedeniyle, barometrik basıncı arttırması yada azaltması neticesinde Dünyanın üzerindeki okyanusların yükselip alçalmasına etki ettiğinden olabilir.” -David Wardlaw Scott, “Terra Firma” (259-260)

Gözlemlerimiz sonucunda Güneş ve Ay'ın birlikte Gelgitleri oluşturduğunu tesbit ettik. En büyük Gelgitler Ay ve Güneşin ikisininde ufuk çizgisinin üzerinde ve ikisi birbirine yakınken olmaktadır. Büyük bir ihtimalle Güneş ve Ay'ın birlikte oluşturduğu Elektromanyetik alanın yarattığı akımdan dolayı olmaktadır.

Gelgitler daima okyanuslarda yada denizlerde olur ancak asla derelerde, nehirlerde, göllerde olmaz. Okyanuslar tuzlu sudan oluşur, ve tuz iletkendir, bu nedenle elektromanyetik alanı vardır. Tuz molekülleri sodyum ve klor iyonlarından oluşur ve bir iyon elektrik yükü taşırlar. Bu nedenle iletkendirler.

Düz dünyanın deniz sıcaklıkları haritasına bakarsak bunun Gelgitleri etkilemesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz.


“Güneşin Atlantik okyanusu üzerinde olduğunda Gelgitin yüksekliğin az olduğunu fark ettim, ama Ay'ın Atlantik okyanusu üzerinde olduğu zamanlarda Gelgitin daha fazla olduğunu fark ettim. Elektromanyetik enerji konusundaki araştırmamda Güneş'in insanlar, hayvanlar ve ve hatta bitkiler üzerinde etkili olduğunu, enerji verdiğini, bitkilere klorofil ile besin sağladığını öğrendim. Ayın ise bitkileri negatif enerji ile çürüttüğünü, böylece bu iki etkenin birlikte doğada pozitif / negatif denge sağladıklarını, ve sudaki ve elektromanyetik alanlardaki iyonlarla uyum içinde çalıştıklarını gördüm.” Alıntı

Gelgitlerin durumuna Küre dünya haritasında baktığımızda bir kalıba oturtmamız imkansız gibi dururken Düz Dünya haritasında baktığımızda nasılda yerli yerine oturuyor herşey.


Düz Dünya haritasında baktığımızda Gelgitlerin Güneş ve Ayın yörüngesiyle uyum içerisinde olduğunu görmemiz hiç zor değil. Yoruma dahi gerek yok.



Küre modelin haritasında akıntıların durumu


Ve Düz Dünya haritasında durumu.


Mantıklı olan Düz dünya modelidir.

AYIN ÇAPI, UZAKLIĞI VE HIZI


Ayın çapı aynı Güneş gibi yaklaşık 32 mildir (yaklaşık 50 km), güneş ile hemen hemen aynı büyüklüktedir. Ay yaklaşık 3000 mil (yaklaşık 5000 km) uzaklıktadır ve Yengeç-Ekvator-Oğlak-Ekvator döngüsünü içerisinde yükselip alçalarak havada elipse yakın bir şekil çizerek döngüsünü bir ayda tamamlar. Ay'ın annelemması 8 şeklindedir. Ay her gün güneşe göre aynı pozisyonuna 51 dakika geç gelerek tamamlar.


Ciddi olarak 235,000 mil (378.195 km) uzaklıktaki bir cismi görebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Açık ve güneşli bir havada 70 mil (yaklaşık 100 km) uzaklıktaki bir dağın detaylarını dahi seçmekte zorlanıyorsak! Sahte bilimin gök cisimlerinin uzaklık tahminleri tümüyle gözün görme sınırlarını dikkate almadan yapılmıştır. Bu kadar uzaklıktaki cisimleri gözümüzün seçmesi mümkün değildir.

Eğer Ayın ışığı Ayın yakınındaki bulutları aydınlatıyor, biraz uzağındaki bulutları aydınlatamıyorsa Ayın söylendiği gibi çok uzakta, çok büyük olması imkansızdır.


Ay'ın Düz Dünyaya uzaklığı tahminen Güneşten biraz daha yakındır. Ay Düz Dünya üzerindeki dönüşünü Güneşin 24 saatlik dönüşüne göre 6 yada 7 dakika daha yavaştır. Ayın hareketi gökyüzünde gördüğümüz gibi burçları geçen ileriye doğru bir hareket değildir; Ayın hareketi dünyadaki bir gözlemcinin gördüğü burçların zemininin hızla dönen zemininin aksi yönüne doğrudur. Güneş içinde aynı şey geçerlidir. 

Takımyıldızlar, yerden bakan bir gözlemcinin gördüğü gibi Aydan çok daha hızlı yol alırlar (bu yüzden Ay her 2,5 günde burç takımyıldızından geçer gibi yada tersine gider gibi görünmektedir). Ancak bu astrolojide normal olarak görülür.

Yerden bakan bir gözlemci için takımyıldızları güneşten biraz daha hızlı dönerler, bu nedenle Ay her bir takım yıldızında yaklaşık bir ay kalır.

Ay'ın güney İspanya'daki hareketini gösteren Stellarium adındaki astronomi programını kullanarak 24 saat arayla çekilmiş şu üç resme bakalım;




Stellarium'un önerdiği gibi Ay gerçekten hareket ediyor (aslında bu program küre dünya için yazılmış bir yazılımdır).

Yeni Ay evresi aslında Güneş'in Ay'ı yakalaması ve onu geçmesi nedeniyle meydana gelmektedir. Dolunay, temel olarak, Ay'ın mevcut döngüsünde olabileceği kadar Güneş'ten uzak olduğu zamandır, ancak Güneş zamanla yavaşça Ayı yakalar ve aynı yarı daire yörüngesinde hareket ederler.

DÜĞÜMLER


Aşağıdaki şekil (sanki gerçek bir bulguymuş gibi) küre dünya modelinde dünya etrafında dönen Ayın dünya yörüngesiyle kesiştiği düğüm yerlerini göstermektedir; sebebide Ayın yaklaşık olarak 5 derecelik yörüngesindeki eğiminden dolayı olduğu söylenmektedir.

Düz dünya modelinde bunu açıklamak çok basittir; gökyüzüne baktığımızda Ayın Güneşin görünen yörüngesinin altına veya üstüne çıkması durumudur, ki bu küre dünya terimi olan tutulma olayıdır. Düz dünya terimi olarak tutulma sadece bir çizgi olarak Güneşin bulunduğu yörüngenin geçilmesidir, başka bir şey değil.


Zaman içerisinde (ayda iki kere), Ay Güneşin yörüngesinin üstüne çıkar ve altına iner (yukarıdaki resimde Ayın Güneşin yörüngesini gösteren çizginin üstünde olduğu gibi). Ay bu çizgiyi geçince burası düğüm noktası olur (Astroloji terimi olarak). Yani düğüm noktaları kesişimin olduğu yerdir.

Bu basit tanımlamayı hatırlıyor olmanız ilerki bölümleri daha iyi anlayabilmeniz için önemlidir. Karıştırmaması için düz dünyanın üzerindeki düğüm noktaları için DD-düğümü ifadesini kullanacağız.

NASA

Neden uzaydaki binlerce uydudan herhangi birinden çekilmiş tek bir Ay fotoğrafı yok? Yada ISS'den çekilmiş bir tek Ay fotoğrafı, güya ISS dünyanın üzerinde sürekli uçuyor değil mi? Hubble teleskobu güya milyarlarca, katrilyonlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksilerin resimlerini çekiyorda neden yanıbaşındaki Ay'ın bir fotoğrafını çekmiyor, üstelik güya yüksek çözünürlükte yakınlaştırma kapasitesine sahipken? NASA'nın Ay'ı güya ISS'den çektiğini iddia ettiği aslında CGI olan aşağıdaki bu resimde dahi çok basit bir hata yapmıştır;


Fotoşop yapmayı bile beceremiyorlar bunlar; beyaz bir daire mi? yoksa fotoşop lisansları sona erdide MS Paint programını mı kullanmak zorunda kaldılar?

İşte, güya Apollo 8 sırasında NASA'nın meşhur Ay'dan çekilmiş dünya fotoğrafı. Fakat tümüyle yanlış bir hesap yapmışlar; Dünya eğer Ay'dan 4 kez büyükse Ay'dan bakınca Dünyanın daha büyük görülüyor olması gerekirdi, halbuki Ay'ın dünyadan göründüğü gibi sahnelemişler.


Üstelik Rob Skiba'nın ifşa ettiği gibi NASA'nın Ay'dan çektiği fotoğrafın ışık kontrastı değiştirildiğinde dünya fotoğrafının etrafında bir dikdörtgen olduğu ortaya çıktı; yani resim sahte. Fotoşopla oraya dünya resmi yerleştirmişler meğerse.


AY KENDİ IŞIĞINI YANSITIR


Bize Ay'ın güneşin ışığını yansıttığı söylendi; Ay'ın ışığın tek kaynağının bu olduğu söylendi. Halbuki gerçek bu değildir, olmasıda mümkün değildir. Öncelikle bu konuda elde edilmiş bilimsel verilere bir bakalım:


  • Güneş ışığı sarımsı altın rengi iken, Ay ışığı gümüş rengi beyaz ve mavi renktedir.
  • Güneşin ışığı kurutucu ve koruyucudur, Ay'ın ise nemli ve çürütücüdür.
  • Güneş ışınları bir yangını başlatabilir, Ay'ın ışığı ise tutuşmayı artırır.
  • Güneş ışınları fotoğraf işleminde olduğu gibi bazı kimyasallar üzerine ışıdığında rengini değiştirir. Ay ışığı aynı etkiyi göstermez.
  • Güneş ışınları bir dizi ayna ile yada büyük bir mercek ile bir yere yoğunlaştırıldığında aydınlık oluşturmaz, fakat odaklandığı yerde metalik ve alkali maddeleri hızla kaynatacak kadar müthiş bir ısı üretir; öyleki hayvan, bitki, toprak ve mineral bileşimleri bir kaç saniye içinde anında eritip yok eder.
  • Ay ışığı belli bir noktaya odaklandığı zaman o kadar parlak bir aydınlık üretirki bakamazsınız, fakat buna rağmen odaklandığı yerde hiçbir ısı üretmez.
  • Güneş ışığının olduğu yerde termometre ile ölçülen sıcaklık gölge olduğu yerden daha fazla iken, direk Ay ışığının olduğu yerde tam tersine sıcaklık az iken, gölgesinde sıcaklık daha fazladır.

“Güneş ışınları bir dizi ayna ile yada büyük bir mercek ile bir yere yoğunlaştırıldığında odaklandığı yerde aydınlık vermeyen kara bir odak oluşturur ve metalik ve alkali maddelerin hızlı bir şekilde kaynaşacağı müthiş bir ısı üretir; öyleki hayvan, bitki, toprak ve mineral bileşimleri bir kaç saniye içinde anında eritip yok eder. Ay ışığı belli bir noktaya odaklandığı zaman o kadar parlak bir aydınlık üretirki bakamazsınız, fakat buna rağmen odaklandığı yerde hiçbir ısı üretmez. Güneş ışığının yoğunlaştığı yerde müthiş bir ısı fakat ışık yokken, Ay ışığının yoğunlaştığı yerde müthiş bir parlak ışık fakat hiç bir ısı belirtisi görülmez. ” -Dr. Samuel Rowbotham, “Zetetic Astronomy, Earth is Not a Globe!” (Sayfa 144)

“Yansıtılan ışık, yansıtmaya neden olanla aynı karakterde olmak zorundadır, ancak Ay'ın ışığı Güneş'in ışığından tamamen farklıdır, bu nedenle Ay'ın ışığını Güneşten yansıttığı söylememiz mümkün değildir” David Wardlaw Scott, “Terra Firma” (Sayfa 151-2)

“Bir yansıtıcı aldığı ışığı yansıtmak zorundadır. Eğer kızgın bir metal düz yada içbükey bir metalin önüne yerleştirilirse kızgın metaldeki ısı aynı şekilde diğer metal tarafındanda yansıtılacaktır. Aynı şekilde bir buz yada kar yerleştirilirse diğer metal soğuğu yansıtacaktır. Eğer bir normal ışık yada renkli ışık bu metale tutulursa diğer metalde aynı şekilde karşıdaki metaldeki ışığı aynen yansıtacaktır. Eğer bir ses verilirse aynı tondaki ses yansıtılır. Eğer bir müzik aletinden La notası verilirse yansıtıcı La yansıtır, eğer Mi notası verilirse yansıtıcı Mi olarak yansıtır. Yansıtıcı yansıttığı şeyde belki çok ufak bir fark gösterir ama La notasını Mi olarak yansıtmaz, aynı şekilde soğuk verirsen sıcak yansıtmaz, kırmızı renk verirsen mavi renk yansıtmaz. Eğer Ay bir yansıtıcı olsaydı Güneşten aldığı ışık ve ısıdan farklı bir şey yansıtmaması beklenirdi. Yansıttığı ışığın ve ısının aynı karakterde ve kalitede olması beklenirdi. Ancak Ay'ın yansıttığı ışık ve ısı tümüyle Güneş'ten farklıdır. Eğer Ay bir yansıtıcı (reflektör) olsaydı, hepimizin bildiği gibi yansıtıcı denen şeyin belli özellikleri vardır ve Ay bu özellikleri göstermemektedir, bu durumda Ay'ın kesin olarak bir yansıtıcı (reflektör) olamayacağını söylemek doğru bir ifade olur. Ay bir yansıtıcı (reflektör) değildir, kendi ışığını yansıtmaktadır” - Dr. Samuel Rowbotham, “Zetetic Astronomy, Earth is Not a Globe!” (Sayfa 98-99)

Fiziksel olarak birbirinden bu kadar farklı iki ışığın aynı kaynaktan yani Güneşten geldiğini iddia etmek mümkün değildir.


Diğer delillere göz atalım;

Yeni Ay evresine yakın olduğu dönemde Ay'ın çoğunluğu soluk olarak gözükürken Ay'ın ışıklı kısmı bir şerit gibi ışıldamaktadır.




Yukarıdaki Ay resimlerinde Ay'ın soluk kısmını aydınlatan şey nedir? Eğer aydınlık kısmı Güneş tarafından aydınlatılıyorsa o kısmın tamamen karanlık olması gerekmiyor mu? Ama değil. Bu da Ay'ın ışığının güneşten gelmediğinin bir başka delilidir.

Üstelik yukarıdaki ilk Ay fotoğrafının alt tarafı aydınlıksa ışığını Güneş'ten alıyor olamaz. Çünkü Güneşe göre Ayın düz dünya üzerindeki geometrik konumları Güneş ışınlarının bu şekilde gelmesinin imkansız olduğunu göstermektedir. Eğer Ay ışığını Güneşten alsaydı daima Güneşe bakan kısmı aydınlık olurdu. Halbuki biz defalarca Ay'ın Güneş'in ışınlarının gelme pozisyonunun farklı açılarında olduğu kısımlarının aydınlık olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu da Ay'ın ışığının Güneş'ten gelmediğinin bir başka delilidir.


Geceleri Ay'ı gördüğümüzde aydınlık ışıl ışıldır, fakat gündüzleri Ay'ı gördüğümüzde hatta Güneşle birlikte iken gök yüzünde mat soğuk gri renktedir. Eğer güneşin ışığını yansıtıyorsa neden aynı şekilde değil? Neden sadece geceleri ışıl ışıl fakat gündüzleri donuk ve mat? Halbuki bir kayaya el feneri ile ışık tutsam gecede gündüzde ışığı aynı şekilde yansıtır. Halbuki Ay gündüz gökyüzünde belli belirsiz dururken güneş ışıkları ufukta kaybolmaya yüz tutar tutmaz ışıklarını yakmaya başlar. Bu durum Ay'ın aynı LDR (Light Dependent Resistor) sensörü gibi çalıştığını göstermektedir. Hepinizin bildiği gibi LDR sokak lambalarının gece olur olmaz otomatik olarak yanmasını sağlayan sensördür. Ay da muhtemelen aynı prensiple çalışmaktadır. Gündüzün ışınları yavaş yavaş kaybolmaya yüz tuttuğu anda Ay güneş ışığına duyarlı bir sensör gibi ışığını yakmaya başlar.


Bu durumda okul yıllarında öğretmenlerimizden öğrendiklerimizin, bilim adamlarından duyduklarımız şeylerin kesinlikle mantıklı olmadığını söylemek doğru bir yorum olur.

Ay'ın evreleri Ay'ın kendi kendini aydınlatmasının sadece farklı bölümleridir, fakat evreler büyük olasılıkla Güneş'in konumu ile ilişkilidir. Güneşin ışığı ile değil, muhtemelen düz dünya üzerindeki güneşin konumu ile ilişkilidir.


Not: Güneş her 24 saatte üzerimizde bir turunu tamamlar, ve Ay ise 25.25 saatte bir turunu tamamlar. Yani Güneş Ayı kovalar.

Ayın evreleri Ayın ve Güneşin Düz dünya üzerindeki konumları ile ilişkilidir (aslında Güneş'in bulunduğu konuma göre oluşur demek daha doğru olur). Örneğin Yeni Ay daima Güneş ve Ay gökyüzünde birbirlerine yakınlarken olur. Dolunay ise daima Güneş ve Ay gökyüzünde aksi istikamette iken olur. O nedenle Dolunay güneş batımında doğar ve güneş doğumunda batar. Ayın ilk dördün ve son dördün evreleri Ayın Güneşe göre doksan derece açıyla durduğu konumlarda olur. Bu durumda eğer Güneş ile Ay birbirinden çok azda olsa farklı hızlarda olmasalardı Ay'ın evrelerinin oluşmasının mümkün olmadığını söylemek doğru olur. 


Yeni Ayın doğacağı gün (yukarıdaki resim Yeni Ayın doğmak üzere olduğu yada doğacağı günü gösteriyor, untmayın Güneş Ay'ı kovalıyor) Güneş doğar doğmaz Ayda doğar. Ay batar hemen ardından Güneş de batar. Güneşle birlikte gökyüzünü boydan boya geçer. O nedenle Yeni Ayı gökyüzünde göremeyiz. Güneşin parlaklığına çok yakın olduğu için gözükmez, aydınlık vermez ve parlamaz. Birkaç gün sonra Ay birden bire güneş batımından hemen sonra batıdan yeniden ortaya çıkar. İnce bir hilal şeklinde ışır, bazıları buna genç Ay der.




Hilal Ay (Yeni Ayın hemen ardından oluşan Ay evresi, waxing crescent) sadece gün batımından hemen sonra kısa bir süre görülür. Bunun sebebi Hilal Ay evresinde, Ayın doğmasından hemen önce güneşin doğması, ve Ayın batmasından hemen öncesinde güneşin batmasıdır. Bu nedenle, Güneş battıktan ve Güneşin parlaması alaca karanlıkta kaybolduktan hemen sonra, çok ince bir hilal (neredeyse Yeni Bir Ay) görünür hale gelir ve daha sonra Ay kısa bir süre sonra batar ve gecenin geri kalanında görülmez.  Eğer güneşin ışınları gün boyunca çok parlak olmasaydı Ayı bu ince hilal şeklindeyken gün boyu görmek mümkün olurdu. Fakat göremiyoruz, çünkü Ay güneşin yanında ışımıyor. Ancak, akşam karanlığı çöker çökmez ve güneş ışınları batıdaki ufuk çizgisinde yavaş yavaş kaybolmaya başlar başlamaz ince hilal gözükür! (Yine de tam olarak gözükmez çünkü ufkun biraz üzerindedir ve taki güneş ışınları ufukta kaybolmaya başlayana kadar belli olmaz) Yeni Ayı izleyin, göreceksiniz ufkun batısında hızlıca kaybolacak ve bir sonraki geceye kadar gözükmeyecek.


Balzamik Ay (a waning crescent), neredeyse Yeni Ay olmak üzere olan Ay evresidir, güneş doğmadan çok az önce görülür. Balzamik Ay evresinin bu şekilde olmasının sebebi: Ayın batmasından çok kısa bir süre öncesinde Güneş'in doğması, ve Ayın batmasının Güneş batmasından çok kısa bir süre öncesinde olmasıdır. Sonuç olarak, Güneş doğmadan hemen önce, şafak vaktinde, ince Hilal Ay (Neredeyse Yeni Ay) doğuda yükselir.

Belliki Ay Güneş'e yaklaştıkça aydınlığını yada gücünü kaybetmektedir. Uzaklaştıkça enerjisi artmaktadır. Güneşle Ay düz dünya üzerinde tam 180 derece aksi istikamette olduğu zaman enerjisi en yüksek seviyededir, ve aydınlatması en üst düzeydedir. Belliki Güneş ve Ay arasında elektromanyetik bir etkileşim, bir mekanizma vardır ve bu nedenle Ay'ın evreleri meydana gelmektedir.

Düz Dünya Modelinde Ay Işığını Güneşten mi Alıyor?

Düz dünya gurubundaki bazı araştırmacıların aynı küre modelde olduğu gibi düz dünya modelinde de Ay'ın ışığının kendinden olmayıp Güneşten alıp yansıttığını iddia etmektedirler. Bu kafa karışıklığının küre modelin bilinç altımızdaki etkisinden ve Ay'ın evrelerinin Güneşin konumuyla ilişkili olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Düz dünya modelinde Ay'ın ışığının Güneş'ten kaynaklanması imkansızdır. Çünkü Ay geceleri ışıl ışıl gökyüzünde parlamaktadır. Gece demek Güneşin ışığının düz dünyada ışınlarının ulaşamadığı kısım demektir. Eğer Güneş ışınları göğü aydınlatamayacak kadar uzaktaysa Ay'ı nasıl aydınlatabilir ki? Eğer Ay'ı aydınlatabilseydi o halde göğüde aydınlatırdı, ve gece olmazdı. Dolayısıyla bu iddianın mantıklı olmadığını düşünüyorum.

Düz Dünya Modelinde Ay'ın Evreleri Gökteki Karanlık Bir Başka Disk Nedeniyle mi Olmaktadır?

Düz dünya gurubundaki bazı araştırmacılar Ay'ın evrelerinin gökyüzündeki başka bir diskin Ay'ın önüne geçmesi nedeniyle olduğunu düşünüyor, ancak buna katılmıyorum. Ay'ın kendi ışığını yayarken bir kısmının aydınlık, bir kısmının karanlık olması için ikinci bir diskin bir kısmını gölgeliyor olması düşüncesi makul gibi gözüksede gözlemlerimiz ikinci bir diskin Ay'ın yüzeyinde yada arkasında olduğuna dair herhangi bir işaret vermemektedir. Daha sonraki bölümlerde bu konuya daha detaylı değineceğiz.

Venüs ve Merkür'ünde evreleri vardır ve Sahte Bilim bize bu evrelerinde aynı Ay'ın evreleri gibi Güneş'ten aldığı ışık nedeniyle olduğunu iddia etmektedir. Fakat artık biliyoruzki bu imkansızdır. Venüs ve Merkür Sahte Bilimin iddia ettiği gibi gezegen değildirler. Onlar yörüngeleri diğer yıldızlardan farklı olan gezgin yıldızlardır (wondering stars). 

Venüs ve Merkür zaman zaman Güneş'in önüne yada Ay'ın arkasına geçerler. Buda onların Güneş ve Ay ile hemen hemen aynı mesafede olduklarını gösterir. Belki birbirlerine göre yükseklikleri değişkenlik gösteriyor olabilir. Belki Venüs ve Merkür'de aynı Ay gibi Güneş ile konumlarına göre evreleri değişiyor olabilir. Unutmayalımki Maya takvimlerinde Venüs'ün evreleri takıntılı biçimde Dünyanın sonu yada gelecekteki afetlerin tahmininde kullanılmaktaydı.

Ay'ın evrelerini ve özellikle Dolunayı Nikon COOLPIX P900/P1000 yada benzeri bir kamera ile zoom yaparak mutlaka izleyin. Göreceksiniz Ay'ın aydınlığının kendisinden kaynaklandığını. Ay'ın ışığının kendisinden kaynaklandığını kabul edenler nedense Ay'ın ışığının kaybolmasınında kendiliğinden olduğunu kabullenemiyorlar. Ay'ın ışığı kendindense elbette ışığını kaybetmeside kendiliğindendir. Aksini iddia etmek tümüyle mantıksızlıktır. Ancak düz dünyaya inanlar arasında sahte bilimin etkisinden kurtulamamış düşünce altyapısında olanlar bazılarımızı yanıltmaktadır. Buda gayet doğaldır. Zamanla düz dünyaya inanıp araştıranların bir çok konuda benzeri düşüncelere sahip olacağını umut ediyoruz.

Şu ana kadar öğrendiklerimiz özetlersek; Ay'ın evrelerinin dünyanın gölgesi yada güneşin ışıkları ile alakası yoktur. Ay ışığını kendiliğinden yaymaktadır ve kendiliğinden kısmaktadır. Ancak evrelerin oluşması güneşin konumu ile alakalıdır.


AY SAYDAM MIDIR?

Öncelikle sahte bilimin Ay'ın vadileri yada dağları olduğunu iddia ettiği ışıklı yada gölgeli kısımların Ay'ın yüzeyindeki küçük yüzey düzensizlikleri olduğunu belirtelim. Eğer bunları ufak kırışıklıklar yada pürüzler olarak adlandırırsak NASA'nın adlandırdığından bin kat daha doğru adlandırmış oluruz. Sahte bilimin etkisinden kurtulamamış ve bilinç altlarındaki etkisinden kurtulamamış olanlar bu yüzey bozukluklarını krater olarak adlandırmaktadır. Oysa krater denen şey gökten düşen cisimlerin oluşturduğu şekiller ise Ay'ın kraterleri olması imkansızdır. Çünkü bunlar gerçekten krater olsaydı Ay'ın dünyaya bakan tarafında olmazdı, çünkü dünyadan Ay'a doğru gök cisimlerinin düşmesi mantıksız olurdu.


Düz dünya guruplarında bir çok kişi Ay'ın saydam olduğunu düşünmektedir. Böyle düşünmelerinin üç tane sebebi bulunmaktadır. Birincisi Ay'ın yüzeyinin gündüz mavi gökyüzü ile birbirine karışmasıdır. İkincisi Ay'ın içinde yıldız gözükmesidir. Üçüncüsü de Hilal Ay ile yıldızın iç içe olduğu İslam ülkeleri bayraklarıdır.

Mavi Gökyüzü Olayı ve Gölge Zannedilen Yüzey Koyulukları


Bir çok kişi Ay'ın yüzeyinden mavi gökyüzünü gördüğünü söylemektedir. Bu doğru bir gözlem, ve bunu bende gözlemledim. Ancak bu Ay'ın saydam olduğunu mu gösteriyor? İnceleyelim; Atmosferin mavi tonu 15 yada 20 kilometre kalınlığındadır. Bunu yüksek irtifa balonlarınla yapılan çekimlerde açıkça görmeniz mümkündür. 30 kilometrenin üzerine çıkar çıkmaz mavi katman kalmamaktadır. 35 kilometrenin üzerine çıkıldığında Ay'ın gökyüzünün kara katmanı içinde olduğu görülmektedir. Eğer Ay göğün mavi katmanı içinde değilse o halde arkasını gördüğümüzü iddia edemeyiz.


Sahte bilimin tarifiyle kraterler denen Ay'ın yüzey bozuklukları göğün mavisinin pusu nedeniyle gölge veriyormuş gibi durmaktadır, halbuki bunlar Ay'ın yüzeyindeki koyuluk ve açıklıktan başka birşey değildir. Mavi gökyüzü yüzey bozukluklarının rengini Ay'ın geri kalanından daha fazla etkilemektedir. Bu kraterlerin gölge gibi gözükmesi açık ve basit bir göz yanılmasıdır. Eğer bu kraterler gölge olsaydı ışığın yönünün değişmesiyle birlikte uzayıp kısalması gerekirdi. Tipik bir gölge ışığın yönüne bağlı olarak yön değiştirir. Bunu hepimiz biliriz. Oysaki bu gölge zannedilen yüzey bozukluklarındaki koyuluk ve açıklıklar asla uzayıp kısalmamaktadır. Bu onların gölge olamayacağının delilidir. Ay'ın evrelerine bağlı olarak Ay'ın karanlık kısmına yakın olan yerlerde Ay'ın ışığı azaldığı için yüzey bozukluklarındaki koyuluklar belirgin hale gelmektedir ve aynı yerde Ay'ın ışığı arttığı zaman bu koyuluklar açık renge dönüşmektedir. Ve bunlar aydınlık kısmında kaldığında tümüyle kaybolmaktadır. Krater denen yüzey bozukluklarının en mantıklı açıklaması budur.


Mavi atmosfer katmanının bir nevi elektromanyetik enerji katmanı olma ihtimali vardır. Sahte bilimin mavi katmanın güneş ışınlarının kırılmasından kaynaklandığı iddiası (Rayleigh saçılması) benim için inandırıcılığı çok zayıf, yerine oturmamış havada kalmış bir açıklamadır. Ama mavi katmanın elektromanyetik düz dünyada bir rolü olduğu daha inandırıcı açıklamadır.

Ay'ın önündeki Yıldızlar

Ay'ın önünden bir yıldızın yada gezegen denen gezgin yıldızların geçtiğini hepimiz görmüşüzdür. Daha önce görmediyseniz şu fotoğrafa bakabilirsiniz;


“Ay'ın tümüyle saydam olmayan fakat kristaliz olmuş bir madde olduğunu ince hilal şeklinde yeni ay olduğu zamanda dahi arkasındaki ışığın parıltısının görülmesinden yada önünden geçen yıldızların görülmesinden anlayabiliyoruz.” -J. Atkinson, Earth Review Magazine


“7 Mart 1794'te The Philosophical Transactions of the Royal Astronomical Society'den dört astronom (üçü Norwich'te biri Londra'da) İlk dördüne ulaşmamış Ay'ın karanlık tarafında diskin üzerinde gayet açık bir şekilde bildiğimiz yıldız görüntüsünde bir yıldız gördüklerini yazdılar. Kensington'daki Kraliyet Gözlemevi'nden James South bey, 7 Nisan 1848 tarihli Times gazetesine yazdığı bir mektupta “15 Mart'ta 1848, Ay yedi buçuk günlükken, Ay'ın aydınlık olmayan kısmını hiç bu kadar net görmemiştim, çok güzeldi. Teleskoba ilk baktığımda, bir yıldız Ay'ın karanlık tarafından sadece bir kaç derece uzaktaydı. Ay tarafından tutulması kaçınılmaz gibi gözüküyordu ... Yıldız, Ay'ın kenarı onunla temas ettiği anda kaybolmak yerine, Ay'ın karanlık yüzünde, sanki saydam bir Ay'da görülmüş gibi kayıyordu; sanki Ay ile aramda bir yıldız varmış gibiydi ... Bu şekilde bir kaç kez benzer şeyleri gördüm ... Bu olgunun nedeni Ay'ın geçirgenliği ile ilgili bir gizemdi. Royal Astronomical Society'nin 8 Haziran 1860 tarihli aylık bildiriminde Thomas Gaunt Ay'ın Jupiter'in önünden geçip onu kapatması konusunda şunları söyledi: 24 Mayıs 1960 Ay, teleskopun 3.3 inch diyaframı, 50 inch odaklama kullanıldığında, daldırması 50 gücüne ayarlı, yayılması 70 gücüne ayarlı olduğu zaman Ay'ın karanlık kenarına doğru yaklaşan Jupiter karanlık tarafına değer değmez kenarın tesbit edilmesini sağladı, o zaman kadar kenarını görememiştim. Fakat asıl ilginç olan Jupiter'in Ay'ın üzerinden geçtiği anda karanlık bir cisme dönüşmesiydi. Ay'ın arkasında kalacağına üzerinden geçiyordu. Bu durum Jupiter'in tümüyle kaybolmasına kadar devam etti ve aniden Ay'ın karanlık kenarını göremez oldum. Şahsen Ay'ın içinden yıldızları gördüğüm zamanlar oldu. Eğer Ay'ı yıldızlı açık bir gecede dikkatlice izlerseniz buna sizde şahit olabilirsiniz. Hatta çıplak gözle bile görmek mümkün. ” Zetetic Astronomy, Earth Not a Globe!” (Sayfa 337)

“15 Mart 1948'de Ay yedi buçuk günlükken Ay'ın karanlık kısmını hiç bu kadar net görmemiştim. Teleskopa ilk baktığımda Ay'ın karanlık kenarından 7inci büyüklüğünde bir yıldız gördüm. Ay tarafından kapatılması an meselesiydi. Yıldız Ay'ın kenarına değer değmez kaybolacağına Ay'ın karanlık kısmında süzülmeye başladı. Sanki saydam bir Ay görüyordum. Yada yıldız Ay'ın önünde bana Ay'dan daha yakın konumdaydı” Zetetic Astronomy, Earth Not a Globe!”

Hilal Aylı Bayraklar

Türk bayrağı dahil olmak üzere bir çok bayrakta Hilal Ay'ın yuvarlağı içerisinde yıldız sembolü olduğunu görüyoruz. Beş kenarlı yıldız sembolünün Venüs'ün çizdiği yörüngeyi temsil ettiğine dikkat edin. Efsaneye göre bir savaşta yerde biriken kırmızı kanın üzerine gökteki Hilal Ay ve yıldızın (bir rivayete göre Jupiter'in) yansıması ile Türk bayrağı bulunmuştur.


Hilal Ay ve yıldız sembolünü Mezopotamya'da ve Sümerlerde de görmek mümkün; Günah Hilali ve İştar yıldızı adında.



Bu bulgular daha önceleride Ay'ın içinde yıldız olduğunun görüldüğüne işarettir. Ancak Ay gerçekten saydam olduğu için mi?

Venüs (bazen de Merkür) çok nadiren Ay'ın önünden geçerler. Her ikiside bazen Güneş'in önünden geçerken düz yeryüzünden yaklaşık olarak aynı yükseklik ve mesafededir. Venüs ve Merkür'ün yörüngesinde düz yeryüzüne yakınlığı ve uzaklığı değişkenlik göstermektedir. Yere yaklaştığında Ay'ın önüne geçerler, uzaklaştığında Ay'ın arkasına geçerler. Venüs ve Merkür nadiren Güneş'in önünden çoğunluklada arkasından geçerler. 

Aşağıdaki fotoğraflarda Venüs soldaki görüntüde Güneşin önünden geçerken ve Merkür sağdaki görüntüde Güneşin önünden geçerken görülüyor.


Venüs geçişleri genellikle her 243 yılda bir tekrar eden düzende meydana gelir. Bu geçişler 8 yıl gibi uzun bir arayla 121,5 ve 105,5 yıldır. Her güneşin önünden geçiş sadece bir kaç saat sürer. İlginç olan Güneşin önünde siyah bir nokta olarak belirir. Aynı şeyi Yeni Ay'dan önce Ay Güneşin önünden geçerkende beklerdik ama beklediğimiz gibi Ay güneşin önünde siyah bir siluet olarak belirmez, hiç gözükmez.

Merkür ise Güneşin önünden çok daha sıklıkla geçer; her yüzyılda 13 yada 14 kere geçer. Her geçişi bir kaç saat sürer. Yine Venüs gibi Merkürde güneşin önünde siyah bir nokta gibi gözükür (Ay'ın aksine). Ayrıca Merkür'ün Kasım geçişleri her 7,13 ve 33 yılda bir olurken Mayıs geçişleri her 13 ve 33 yılda bir olur. Bu rakamlar size bir şey hatırlattı mı?

Hem Venüs'ün hem Merkür'ün geçişleri dünyanın farklı yerlerinde farklı şekillerde görülmektedir. Bu da onların yeryüzünden çok uzakta olmadıklarının delilidir.

Eğer Venüs ve Merkür Düz Dünya modelinde Güneşin önünden ve arkasından geçiyorsa Ay'ın önünden geçiyor olmasıda gayet mantıklıdır. Çünkü düz dünya modelinde Güneş ve Ay tahminen 3 bin mil yukarıda ve Ay biraz daha dünyaya yakın konumdadır.

Venüs Merkür'den daha fazla parlak olduğundan Ay'ın içinde gözüken ve bayraklara yansıyan yıldız büyük ihtimalle Venüs'tür.

Sonuç olarak Ay'ın saydam olmadığını, içinde gözüken yıldızların Ay'ın arkasından değil, önünden geçen yıldızlar olduğunu, bu yıldızın daha parlak olan Venüs olduğunu ve bayraklarda kullanılan yıldız sembolünün Venüs'ü temsil ettiğini düşünüyorum.

AY DÜZDÜR, KÜRE DEĞİLDİR

Bu konuda tartışmalı konulardan biridir. Biliyoruzki sadece küre dünya savunucuları değil Düz Dünya savunucularından bir kısmıda Ay'ın küre olabileceğini iddia ediyor. Teleskopla yada Nikon kamera ile Ay'a baktığımızda bize küreymiş izlenimi vermektedir. Buda çok doğaldır, zira yıllarca küre olduğu bilgisi ile şartlandırıldık. Bu şartlanma nedeniyle gerçekte olduğundan farklı algılayanlarımız olmaktadır.


Daha önce Güneş ışığı ile Ay ışığının belirgin bir şekilde farklı özellikler taşıdığını inceledik, ayrıca Ay'ın fiziksel olarak küresel bir yapı olamayacağını ve Güneşin ışığını yansıtmasının mümkün olmadığını belirttik.



Bir yüzeyin yansıtıcı (reflektör) olabilmesi için ya iç bükey yada düz olması gerekir. Eğer yansıtıcı küre ise yani dış bükeyse merkeze doğru yarıçapla aynı istikamette gelen her ışık yüzeye dik açıda olacağından yansıma oluşturmaz, yüzeye vuran ışık dağılacaktır.


Eğer Ay bir küre olsaydı ışığı yansıtma biçimi ışık vuran küre resmindeki gibi belli bir yerde odaklanmış bir parlaklık şeklinde olurdu, halbuki biz Ay'ın tüm yüzeyinin aynı oranda aynı parlaklıkta ışık verdiğini görüyoruz. Bu da Ay'ın bir küre olmadığının ve güneşin ışığını yansıtmadığının delilidir.


“Yine, eğer Ay bir küre olsaydı, ve bize söylendiği gibi Güneşin ışığını yansıtsaydı, yüzeyi Güneşin ışığını nasıl yansıtabilirdi ki? Yüzeyi cilalanmış gümüş rengi dahi olsaydı belli bir odak noktasından başka bu yüzeyin ışığı yansıtması mümkün olmazdı. Gümüşlenmiş bir cam küreyi bir lambaya yada ateşe yaklaştırın, göreceksiniz ışık bütün yüzeyden yansıyacağına sadece belli bir noktadan yansıyacaktır. Halbuki Ay'ın tüm yüzeyi aydınlıktır. Bu Ay'ın küresel olması durumunda optik olarak imkansız bir durumdur” -Dr. Samuel Rowbotham, “Earth Not a Globe, 2nd Edition” (Sayfa 97)

Eğer Ay Güneşin ışığını yansıtıyor olsaydı aynı mantıkla küre dünyanında Güneşin ışığını Ay'a yansıtıyor olması gerekirdi.


Böyle bir durumda Yeni Ay evresi asla olmazdı. Ay daima azda olsa bir ışık yansıtırdı. Hiçbir zaman tümüyle karanlık olduğu evresi olmaması gerekirdi. Halbuki gerçekte böyle bir durum görmüyoruz.


Ay'ın küre olamayacağı konuyla ilgili şu videoyu izlemenizi tavsiye ederiz;


Antik çağlara bakarsak, eski Yunan'da Güneş ve Ay'ı bir disk şeklinde simgeleyen araba tekerlekleri görmekteyiz ve Eski Mısır'da Güneş'i bir disk olarak taşıyan bir tekne görmek mümkündür. Eski çağdakiler Güneşi ve Ay'ı daima disk olarak görüyorlardı ve hiçbir zaman bir küre olarak düşünmediler.

NASA'nın küre dünya yalanı modeline göre Ay'da bir küredir ve fakat ne hikmetse dünyaya hep aynı yüzü bakmaktadır! İlginç değil mi? NASA'ya göre diğer bütün küreler dönüyor fakat Ay öyle bir şekilde dönüyorki hep dünyaya bakan tarafı görülebiliyor. Bu açıklamaların zerre kadar inandırıcılığı yoktur.

NASA'nın güya uzayda gezen bir uydusu ile çektiği Ay'ın karanlık tarafını gösteren hızlandırılmış bir videoda Dünyadaki bulutlar ne hikmetse iki gün içinde hiç kımıldamıyorlar, Ay'ın Dünya üzerinden geçişi sırasında etrafında dünya görüntüsüyle uyuşmayan küre şeklinde bir çerçeve beliriyor. Fotoşop yapmayı dahi beceremiyorlar. Ay'ın arka tarafını ise bilgisayar yardımıyla çizdikleri o kadar belli ki, ön tarafına benzeyen desenler kullandıkları için, hiç inandırıcı olmamış.


Ayrıca bu iki günlük süre zarfında Ay'ın evresinin bu kadar değişmemesi gerekiyordu, onu bile tutturamamışlar. Ayrıca Ay'ın sahte yörüngesinde dahi olmadığı açıkça belli oluyor. Güya 50 yıl önce Ay'a inmemişler miydi? Daha yenimi küre Ayın fotoğrafını yayınlıyorlar? Daha önce neden çekmemişlerdi?


Ay Düzdür Fakat Bu Durum Çözmemiz Gereken İki Problem Oluşturuyor

Ay Türkiye ve Avrupa üzerinden geçip yavaş yavaş bizim için gözden kaybolurken, Amerika kıyılarındakiler için yavaş yavaş gözükmeye başlar. Fakat her iki yerde de aynı yüzü gözükmesi nasıl mümkün olabilir? Yarı yolda önü arkasına dönmedi ya?

Hepimizin Ay'ın aynı yüzünü görebilmemiz için mantıklı olan model şöyle olmalı; Ay'ın yüzü yere dönük ve düzdür.


Fakat bu durumda ikinci bir problemle karşılaşıyoruz; Elips gözükme problemi.

Eğer Ay düz ve yere dönükse bazıları o takdirde Ay'ın ufukta batmaması gerektiğini düşünüyor. Bu doğru bir mantık değil, gözümüzün perspektif kuralına görüyor olması nedeniyle düz ve yere dönük dahi olsa ufukta kaybolduğunu her halükarda görmemiz gerekir.

Ancak Ay batarken eğer düz ve yukarıda ise, perspektif kuralına göre uzaklaştıkça gözümüze elips şeklindeymiş gibi gözükmesi gerekirdi. Fakat öyle gözükmüyor, daima yuvarlak olarak kalıyor.



Eğer elips şeklinde gözükmesi gerektiği halde gözükmüyorsa bunun iki sebebi olabilir;

Bir çeşit mercek yardımıyla kırılma ile yansıyor olabilir. Bu mercek yerden bakan bir gözlemci için daima aynı yüzü gösteriyor olabilir. Yada bir çeşit saydam ve yoğun bir cisim olabilir. Unutmayın 100km'nin üzerinde yoğun bir katmanın var olduğunu biliyoruz. Şu bilgilere lütfen bir göz atın;


  1. Plazma Salgısı denen olay 100 km'nin biraz altında olmaktadır.
  2. Elfler (Plazma salgısı haleleri) 100 km'nin biraz üzerinde olmaktadır.
  3. Atmosfer sıcaklığı 100 km civarında değişir.
  4. İnsanoğlunun 100 km'nin üzerine çıktığına dair hiçbir kanıt yok
  5. Bazıları bu tabakanın cam olabileceğini düşünüyor fakat buna katılmıyorum.
  6. Mitolojide, Güneş'in önünde bulunan, kalkan gibi saydam bir ortamdan söz edilir. Bir İskandinav efsanesine göre Svalinn adındaki kahraman için “Svalinn tarafından yerleştirilen kalkan sayesinde Güneşin yakıcılığından korunmaktayız” denir.
Yıldızların üzerinde yay gibi uzanan Gökkubbenin Ay'ı bu şekilde görmemizi sağlayan en büyük etken olarak düşünüyorum. Gökkubbenin metal, kaya, buz, cam gibi maddelerden yapılmış kalın bir tabaka olduğunu tahmin ediyorum.

Gökkubbenin arkasındaki gerçek Ay bir tür sıvı tabaka içinde yüzüyor olabilir. Bu kulağa garip gelebilir fakat sonoluminesence olayını incelemiş ve bilgisi olanlar için bunun fiziksel olarak mümkün olabileceğini, ve göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Sonoluminesence ile ilgili şu videoyu izlemenizi tavsiye ederim;


Ayrıca Kuran'da Ay ve Güneşin bir yörüngede yüzdüğü (36:40) ayeti dikkat çekicidir. 21:30 ayetinde ise herşeyin sudan yaratıldığı, ve yerlerle gökler bitişikti ayırdık demesi gök kubbenin üzerinin su olduğu teorisini desteklemektedir. 

Buna destekleyici olarak Eski Ahit'in Yaratılış kitabında da tarif edilen yer, gök, Güneş, Ay ve yıldızlar da, aynı Kuran'nın tarif ettiği gibi ve ona paralel olarak düz dünya modelini tarif etmektedir. Her iki kitapta gök kubbenin üzerinde su olduğunu söylemektedir. 

Kuran'da ve Eski Ahitte benzer şekilde Güneş, Ay yıldızların birinci gökte olduğunun söylenmesi bu ışıkların kaynağının gökkubbenin hemen üzerinde, yansımasının ise içeride olduğu tezimizi desteklemektedir.


Ay'ın Gökkubbenin hemen üzerinde olduğunu düşünen şu alıntıya göz atalım;

“Daha önce belirtildiği gibi, gezegen denen hayali kütleler üzerinde var olduğu düşünülen yüzey düzensizlikleri aslında bu şeffaf disklerden gözüken gökyüzünün kubbesidir. Ay'ın kraterleri, dağları, vadileri diye tarif edilen yerler aslında gök kubbenin detaylarıdır gördüğümüz. Bu bağlamda Amerika'daki Palomer Dağı Gözlemevindeki astronomlar geçenlerde Ay'ın yüzeyinde dikkat çekici değişikliklerin olduğunu söylemeleri şaşırtıcı değil. Dev kraterlerin ve çatlakların ortaya çıktığı ve Alplerin bir anda kaybolması gibi sanki hiç belirmemiş gibi kaybolduklarını rapor ettiler. Tüm bunlar Ay'ın gök kubbe üzerinde ilerlerken kademeli olarak gök kubbenin yapısal özellikleri hakkında bize bilgi vermektedir.” Gabrielle Henriet

Bu bölümle ilgili sonuç cümlesi olarak; Ay'ın elips gözükmemesinin sebebinin asıl Ay'ın gök kubbenin hemen üzerinde olması, büyük ihtimalle suyun içinde olması nedeniyle ve bize gözüken Ay'ın gök kubbenin mercek etkisi ile yansıması nedeniyle olduğunu düşünüyorum.

AY KONUSUNDA YANLIŞ TEORİLER

Ay konusunda her gün yeni bir çılgın fikirler ve teoriler ortaya atılmaktadır. Daha önce Ay'ın küre olamayacağını ve ışığını Güneşten almasının mümkün olmadığını açıklamıştık. Şimdi geri kalan teorilere bir göz atalım;


  • Ay'ın görüntüsündeki dalgalanmalar Ay'ın bir Hologram olduğunu gösteriyor - Zannetmiyorum, çünkü bu durum kameranın kendisinden kaynaklanıyor olabilir.
  • Ay bir projeksiyon görüntüsüdür - Katılmıyorum, projeksiyon olsa bir yerlerden bunu projekte eden olması lazım. Ama öyle bir yer yada kimse yok.
  • Ay bir Hologramdır - Katılmıyorum, eğer Ay bir Hologram olsaydı ışığı bitkileri, hayvanları insanları etkileyemezdi.
  • Ay'ın gök kubbenin yansıması olduğu iddiası - Zannetmiyorum, çünkü bir görüntü bir şey üzerinden yansıyorsa bir yerde var olması gerekir. 
  • David Icke'in Ay Matriks Teorisi - Mantıklı bir teori değil. Aşağıdaki resimde görüyorsunuz.



TUTULMALAR


Bu konuyu iki bölümde ele alacağız; Ay Tutulması ve Güneş Tutulması. Tutulmalarla ilgili küçüklüğümüzden beri bize öğretilen küre modeline dayalı olduğu için eski bilgilerimizin 
üzerini çizmemiz gerekiyor.

İngilizce'de ki Eclipse kelimesi Yunanca kökten gelen ve anlamı 'terk edilme' olan bir kelimedir. Kelimenin gerçek anlamıyla Ay Tutulması Ay'ın Dünyayı terk etmesi, Güneş Tutulmasıda Güneşin Dünyayı terk etmesidir.

Sadece modern (sahte) bilimin tutulmaları önceden tahmin edebileceği tümüyle bir uydurmadır. Antik çağlardan beri çeşitli kültürlerde binlerce yıldır tutulmalar tahmin edilebilmektedir. Örneğin Thales Lidyalılarla Medler arasındaki savaşı tam olarak M.Ö. 600'de sonlandıran Ay tutulmasını doğru bir şekilde tahmin edebilmişti. Çaldeon ve Babil astrolojisinden beri bilinen Saros döngüsü tutulmaları önceden tahmin edebilmektedir.

Tutulmaların Düz Dünya Modelinde iki DD düğümünden birine yaklaştığında gerçekleştiğini unutmayın, bu konuyu daha önceden açıklamıştık. Tutulmanın gerçekleşmesi için Güneşinde ayrıca düğümlere yakın olması lazım, Güneş tutulması için ikisininde aynı düğüme yakın olması, Ay tutulması için ikisinin zıt düğümlerde olması gerekmektedir.

AY TUTULMASI


Ay tutulmasını açıklamak zor bir konu gerçekten ama elimizden geldiğince burada açıklamaya çalışacağız.

NASA kurulduğundan beri uzaydan Ay tutulması sırasında olayı aydınlatabilecek ne bir fotoğraf ne de bir video çekebilmiş değildir. Çünkü uydular ve uzay araçları sahtedir ve hiçbir şey atmosferin 100 km ötesine çıkamamıştır. NASA elindeki maddi imkanlara ve uzay araçlarına rağmen Ay tutulması, Güneş tutulması yada Kanlı Ay hakkında sadece bir animasyon yada CGI haricinde hiçbir şey üretememiştir. NASA'nın bilgisayar başında ürettiği animasyon saçmalıklarını bir kenara koymamız gerekiyor.


Mitolojiye baktığımızda Ay tutulmasından çokça bahsedildiğini görmemiz mümkün. Genel olarak Ay'ı tutan yada yutan bir hayvan nedeniyle Ay tutulması olduğu, ve tutulmanın bir felaket habercisi olduğu inancının yaygın olduğunu görmek mümkün. Vedas'larda Rahu ve Ketu'dan bahsedilir. Genellikle Güneş ve Ay ile etkileşime giren görünmez gök cismi olarak bilinir. Başına Rahu, kuruğuna Ketu denir. Mitolojide Güneşe ve Aya yaklaştıkça intikam aldığı düşünülen bir şeytan yada cin olarak bilinir. Güneş'i ve Ay'ı kapladığı için ikisinden de büyük olduğuna inanılır.


Antik çağlardaki bu tariflerin DD düğümlerinde meydana gelen tutulmaları tarif ettiği çok açıktır. Unutmayın Ay tutulması Ay Dolunay evresindeyken ve Güneş'le tam zıt pozisyondayken olur.


Sahte bilimin tarifine göre Ay tutulması Küre Ay'ın Küre Dünyanın arkasında Küre Güneşin Küre Dünyadan oluşan gölgesi nedeniyle olduğunu söylemektedir.  Bu üç kürenin birbirleri ile ne kadar aynı hizada olmasına bağlı olarak tam tutulma, kısmi tutulma yada Kanlı Ay tutulması meydana gelir. Sahte bilime göre Ay tutulması her ay olmaz çünkü bu üç küre her zaman aynı hizaya gelmez. Daha önce küre modelin küre Ay modelini çürüttüğümüz için bu iddialarınında tam bir safsata olduğunu söylemek yanlış olmaz.


Son zamanlarda kanlı ay tabiri epey dile getirilen bir gök olayı olarak herkesin dikkatini topladığı bir hadise haline gelmiştir. Kanlı Ay hadisesi tam Ay tutulmasının tam ortasında Ayın kırmızı bir renk halini aldığı durumdur.


Sahte bilimin Ay modeli her bakımdan hatalarla dolu olduğu için Ay tutulması izahıda hatalarla doludur.

“Newton'un küre modeli hipotezine göre Ay tutulmasının olabilmesi için Güneşin küre Dünyanın gölgesini Ay'ın üzerine düşürebilmesi ikisinin aksi istikamette olmasını gerektirmektedir. Halbuki Ay tutulması sırasında ufukta hem Ay'ı hemde Güneş'i görmek mümkündür. Eğer hem Ay'ı hemde Güneş'i tutulma sırasında görebiliyorsak Ay tutulmasını gerçekleştiren şeyin Dünyanın gölgesi olması imkansızdır. ”- Dünyanın Küre Olamayacağının 100 Kanıtı - William Carpenter.

“Ay tutulmasının gölgeden kaynaklandığı iddiasının hiç bir kanıtı yoktur. Ay'ın ışığını Güneş'ten aldığı ve bu ışığın Dünya tarafından gölgelendiği iddiası kanıtlanmış bir iddia değildir. Dünyanın Güneşin etrafında bir yörüngede yüzdüğü henüz kanıtlanmamışken Ay'ın Güneş'in ve Dünyanın birbirlerine göre olan konumlarından dolayı Ay tutulmasının olduğu iddiası nasıl kanıtlanabilirki? Üstelik Ay tutulması bazen gündüz oluyorken. Bu çelişki açıkça isbat edilmişken Ay'ın bir gölge ile tutulması mümkün değildir. Ay kendi ışığını yaydığı için, Güneşin ışığını yansıtması gibi birşey söz konusu değilken, Dünyanın uzayda bir yörüngede yüzdüğü mümkün değilken Ay'ın bir gölge ile tutulmasıda söz konusu olamaz. Dünyanın küre olduğu ile ilgili iddiaların tümünün zandan kaynaklandığı, pratikten gerçeklerden tümüyle kopuk, isbatı olmayan bir iddia olduğu açıkça ortada iken bu iddiaya dayandırılarak yapılan Ay tutulması iddiasıda dikkate alınamayacak kadar çürük bir iddiadır. ” -Dr. Samuel Rowbotham, Zetetik Astronomi, Dünya Bir Küre Değildir.

“Küresel Dünya modelinde Güneş Ay ve Dünya aynı hizaya geldiğinde doğru bir çizgi halindeyken Ay tutulması gerçekleşir. Ancak 15inci yüzyıldan beri hem Güneş'in hem Ay'ın ufukta görüldüğü elliden fazla tutulma gerçekleştiği kaydedilmiştir. ” -F.H. Cook, “The Terrestrial Plane

“Greenwich Gözlemevinde 17 Temmuz 1590'da, 3 Kasım 1648'de, 16 Haziran 1666'da ve 26 Mayıs 1668'teki Ay tutulmalarında Ay tutulurken Güneşin ufkun üzerinde olduğu kaydedildi. McCulluch’s Geography'nin kaydına göre: 20 Eylül 1717'de ve 20 Nisan 1837'de Güneş batmadan önce Ay tutulması yaşandığı gözlemlendi. Ayrıca Henry Holland'in 'Geçmiş Yılların Anıları' kitabında 20 Nisan 1837'de Ayın Güneş batmadan tutulduğu yazılıdır. Daily Telegraph gazetesinin 17 Ocak 1870'de ve daha sonra aynı yılın Temmuz ayında Ay tutulması sırasında Güneşin hala ufukta olduğu haber olarak yazılmış ve günümüze kadarda bu gerçekleşmeye devam etmektedir.

Daha öncede ifade edildiği gibi Dünya bir düzlemdir, Güneş ve Ay'ın bir kaç yüz mil altındadır, ve ikisinin arasına giremez.  Güneş'in ışığını gölgelemesi ve Ay'a gölge vermesi mümkün değildir. Eğer böyle bir şey mümkün olsaydı Ay Dünyanın karanlık bölgesinden geçişi sırasında tamamen yada kısmen parlamaya devam edebilirdi. Işığın kırılması yada Dünya ışığı diye adlandırılan şey bunu açıklamaya yetmeyecektir. Çünkü böyle zamanlarda Ay'ın ışığı koyu kırmızı renkte yeni parlayan bir ateş gibi olmaktadır. Kırmızımsı onun rengini açıklamaya yetecek bir tabir değil. Kıpkırmızı belki daha doğru bir tabir olur. Kırmızı ışığı sanki ateş kırmızı gibidir. Sanki küllerinde yanan bir kor ateş gibi bir renk. Tonu erimiş bakır rengine kaçan tarzda. Güneşin ışığı Ay'ın bu kıpkırmızı ışığından tümüyle farklı bir renktedir. Optik kurallarına tümüyle aykırı olarak ışığın kırıldığında ve yansıdığında aynı anda rengini değiştiriyor olması imkansızdır. Bir ışığı yoğunluğu fazla olan bir maddeye tutarsanız, mesela Güneşin kışın sisli bir günde farklı renkte görülmesi gibi, Ay'da tutulma sırasında ışığının rengini değiştirmektedir. Bir gölge aynı etkiyi üretemez, çünkü gölge ışığın var olduğu değil, var olmadığı yerdir.” Zetetic Astronomy, Samuel Birley Rowbotham, 1881

Bu yüzden Ay tutulmasını anlamak için beyaz bir sayfa açmalıyız.

Kanlı Ay tutulmasını canlı olarak gözlemleyenler şöyle bir görüntü ile karşılaşmışlardır; önce Ayın ışığının azaldığını, sonra kanlı hale dönüştüğünü ve en sonunda parlak bir ışık halini aldığını görürler. Kanlı Ay tutulması sırasında Ay bazen tümüyle ışığını kaybeder bazende kısmen kaybeder. Bu durum Ayın düz dünya düğümlerinde Güneş ile nasıl tam olarak hizaya gelip gelmediğine bağlı olarak değişir.

Ay tutulmasının doğrudan Güneş ışığıyla, bir şekilde dünya atmosferinde Güneş'in ışığının kırılmasıyla yada bükülmesiyle alakası olması mümkün değildir. Çünkü Dünya Düzdür ve Güneş bölgesel bir ışıktır, dünyanın sadece yarısını aydınlatır. Düz Dünya modelinde Güneş'in ışığının dünyanın gece tarafında kalan Ay'a ulaşması mümkün değildir. Eğer Güneşin ışığı Ay'a ulaşsaydı göğede ulaşırdı ve göğün aydınlanmasına sebep olurdu. Yani gece olmazdı. Dolayısıyla kesin olarak Güneşin ışığıyla alakası olmadığını söyleyebiliriz.

Dünya düz olduğuna ve Ayın tutulmasının dünyanın Güneş ve Ay arasına girmesi ile alakası olmadığına göre Ay’ın renginin kararması ve kanlı hale gelmesini nasıl açıklayabiliriz? Neden herkes illa bir cismin gölgesinin bu olaya neden olabileceğini düşünmektedir?


Düz Dünya modelinde Ay tutulmasının görüntülenme alanını kabaca yerleştirebiliriz. Haritada koyu mavi ve kırmızı olarak gösterilen yerler tutulmanın yüzde yüz izlenebildiği yerler, açık mavi ve beyaz yerler tutulmanın izlenemediği yerler anlamına gelmektedir.


Hepimizin fark ettiği gibi Ay tutulması Güneş tutulmasına nazaran dünyanın büyük bir kesiminden izlenebilmektedir. Bu sene Kuzey Amerika hariç dünyanın geri kalan kısmında kanlı ay tutulması izlenebilmiştir. Bu önemli bir detaydır.

Peki gerçekten neler oluyor?


Gerçektende üç türlü Ay tutulması vardır; Tümüyle tutulma, Yarım tutulma ve Kanlı Ay tutulması. 

Ay tutulmasını izleyen binlerce kilometre ötedeki insanlar kanlı ay görüntüsünü aynı anda aynı şekilde görebilmektedirler. Bu durum güneş tutulması hadisesinde olduğundan çok daha farklı bir durumdur. Ay tutulması gece olan her yerde rahatlıkla aynı şekilde görülmektedir. Eğer güneş tutulmasındaki gibi üçüncü bir objenin güneşin ışığını kesmesi hadisesi gibi olsaydı sadece dünyanın küçük bir bölgesinden görülebiliyor olacaktı. Ay tutulması birkaç saati bulan bir hadise iken güneş tutulması sadece birkaç dakika sürmektedir. Bu nedenle bu iki tutulma olayının tümüyle birbirinden farklı olaylar olduğunu söylemek yanlış olmaz. Eğer Ay tutulmasına neden olan bir başka gök cismi olsaydı çok büyük bir cisim olması gerekirdi, zira Ay tutulması uzun bir sürede gerçekleştiğine göre bu gök cisminin Ayı uzun bir süre kapatıyor olması gerekirdi. Bu durumda da gökyüzünün büyük bir kısmı ve Ayın etrafındaki yıldızların da uzun süre gölgeleniyor yani tutuluyor olması gerekirdi. Fakat görünen o ki durum hiçde öyle değil, sadece Ay tutuluyor, etrafında yıldızları görmek mümkün.

Gök kubbede yıldızların büyük ihtimalle Ayın arkasında ve daha yüksekte üzerinde bir mesafede olduklarını tahmin ediyorum. Ancak gezgin yıldızlar, ki bunlara gezegen deniyor Ay'ın önünde ve yere daha yakın mesafede durmaktadır. Ay saydam mı bölümünde bu konuya değinmiştik.

Eğer Ay'ı gölgeleyen şey Kuzey Kutbundaki Meru Dağı, Gökkubbenin kendisi, Kara Güneş, Rahu vesaire olsaydı gölge çok büyük olacağından sadece Ay'ı değil göğün büyük bir kısmını ve yıldızlarıda gölgeliyor olacaktı. Halbuki böyle bir şey olmadığına göre bu teorilerin hiçbiri doğru olamaz. Bu tür fikirleri yayan Youtube videolarının ve Düz dünyacıların bu konuyu fazla detaylı düşünmediği için bu kanıya vardığını düşünüyorum. Eğer böyle bir gölge gökte mevcut olsaydı, sadece Ay tutulmasında değil göğün her anında mevcut olması gerekirdi. Ve dolayısıyla göğün büyük bir kısmı daima gölge olurdu.


Ay tutulması sırasındaki renk değişikliği dünyanın büyük bir kısmında, kıtalar arasında görülüyorsa Ay tutulmasına neden olan şeyin büyük bir cismin gölgesi olması imkansızdır.

Kanlı Ay tutulması neden dolunay olduğunda gerçekleşiyor? Dünya düz olduğuna göre Ayın evrelerinin dünyanın gölgesi ya da güneşin ışığıyla alakası olmadığını biliyoruz. Kanlı Ay tutulması hiçbir zaman başka bir Ay evresinde gerçekleşmez. Dolunayın haricinde Ay tutulması hiçbir zaman gerçekleşmez, Neden acaba? Ayın diğer evrelerinde Ay tutulması yaşanmaz. Sadece Ay tutulması sırasında Ay tümüyle ışığını kaybeder ve bu durum güneşin tam aksi istikametinde iken, DD düğümlerinde iken, ve Güneşin epey ışıklı olduğu bir zamana denk geldiğinde gerçekleşir. Genel olarak biz Ayın tümüyle ışığını kaybedip tekrar ışıklanma hadisesi zamanına Ay tutulması diyoruz ve bu birkaç saat içersinde gerçekleşiyor. Halbuki Ayın evreleri sırasında da Ay ışığını azar azar kaybedip azar azar artırıyor fakat biz buna Ay tutulması demiyoruz. Buna Ay’ın evreleri diyoruz. Biliyoruz ki Ayın evreleri sırasında Ay herhangi bir cisim ile gölgelenmiyor. O halde neden Ay tutulması sırasında bir cisim ile gölgelendiğini düşünelimki? Tek farkı Ay tutulması sırasında bu işlem daha hızlı olur.

Ay'ın evrelerinin oluştuğu dönemde, ki bu uzun bir süredir, Ay ışığını azaltır ve arttırır. Aynı şekilde Ay tutulması sırasında da azaltır ve arttırır, fakat bu olay çok daha kısa sürede gerçekleşir.

Aslında olan olay şudur; Kanlı Ay sırasında Ay tekrardan enerjisini kazanıyor gibi gözükmektedir. Ve ilginç olan tam bu enerjisini yeniden kazanması Güneş ile geometrik olarak tam bir hizaya geldiği ana denk gelmektedir. Buda Güneş ile Ay'ın bir enerji alışverişi içerisinde olduğunu gösteriyor. Büyük bir ihtimalle de bu enerji alışverişi sırasında Güneş ve Ay ikisi de düz dünyanın üzerinde aynı mesafede bulunmaktadırlar. Biliyoruz ki Güneş ve Ay'ın yerden mesafeleri azalıp çoğalmaktadır. Bunun Ay'ın tekrardan enerji kazanması ile alakası olması gerekir. Yani bu enerji alışverişi ancak ikiside aynı mesafedeyken gerçekleşiyor olmalıdır.

Güneş ve Ay tutulmasının ikisinin de tutulma olarak adlandırılması tümüyle bir yanılgı yaratmaktadır. Gerçekte ise bu iki olay tümüyle birbirinden farklı olaylardır.

Önemli bir detayda Ay tutulmasından hemen önce ve hemen sonra Ay'ın kırmızıya dönmesidir. Ay'ın küçük bir kısmı daha önceki görüntüsünden (saatler, dakikalar, saniyeler öncesinden) çok parlak bir hale gelir. Ay kırmızı olduktan hemen sonra Ay'ın ilk olarak aydınlandığı kısmı oldukça parlak bir hal alır. Ayrıca Ay kırmızı olmadan hemen önce en son aydınlandığı kısım parlak bir hal alır. Kanlı Ay gerçekleşmeden önce bu parlak kısım gittikçe büyür ve daha da parlaklaşır, daha sonra bütün Ay aydınlık hale gelir ve kıpkırmızı hale gelir. Sanki Ay yeniden şarj olan bir pil gibi davranmaktadır ve DD düğümünde tam aksi istikamette olan Güneş ile bir enerji alışverişi yaptığı çok bellidir.

Eğer tutulma gölgeleme hadisesi olsaydı böyle bir görüntünün ortaya çıkması mümkün olmazdı.



Linkini verdiğim bu iki videoyu lütfen tarafsız gözle izleyin, ama önce daha önce bildikleriniz bir kenara koyarak;




Gerçekten neler oluyor Kanlı Ay tutulmasında?


Önce Ay enerjisini yavaş yavaş kaybediyor, (veya tekrar bir enerji kazanmak için bir hazırlık dönemine giriyor), sonra sanki bir parlama (bir kıvılcım) meydana geliyor ve enerjisini yeniden kazanıyor. Bu olay sanki bir elektronik cihazın şarjı bitince yaptığı davranışlara benziyor. Örneğin cep telefonunuzun şarjı bitmeye yakın garip davrandığına şahit olmuşsunuzdur. Kısa devre yapmış, arıza vermiş bir spot ışık gibi hafif titrek hale gelip, yanıp sönen bir ışığın durumundan çok farklı bir görüntü değildir. Gücünü geri kazanma çabası gibi bir durum sergiliyor.

Kanlı Ay’ın başlangıç görüntüsü tümüyle sanki çakmağın çakılıp çıkardığı ufak kıvılcım gibi görünmektedir. Ve çok net olarak Ay tutulması ile Ayın evrelerinin gerçekleşmesi hadisesinin temel olarak aynı hadise olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü ikiside Ayın enerjisini kaybetmesi hadisesidir ve tek farkı Ay tutulması hadisesi Ayın Güneş ile elektromanyetik olarak enerji alışverişi yapabileceği bir pozisyona geçerek tekrardan enerjisini kazanma hadisesidir.

Unutmayın bu olay sadece Dolunay sırasında gerçekleşiyor. Dolunay sırasında Güneş ve Ay DD düğümlerinde tam aksi istikamette bulunuyor ve büyük bir ihtimalle bu sırada enerjilerini paylaşıyorlar.

Aşağıdaki iki resme dikkatli bakın; Biri Ay'ın evreleri sırasında çekilmiş, diğeri Ay tutulması sırasında çekilmiş. Arada bir fark görüyor musunuz?


Her ikisinde de gerçekleşen temelde aynı şeydir. Düz Dünyadaki Ay tutulması tümüyle Ay'ın evrelerini tamamlamak için yola çıkmadan önceki Güneş ile (elektromanyetik) bir enerji alışverişinden başka bir şey değildir.



GÜNEŞ TUTULMASI


NASA'nın kurulduğundan beri Güneş tutulması ile ilgili uzaydan hiçbir fotoğraf yada video çekmediğini unutmayın. Bunun nedeni uyduların uydurma, uzay araçlarınında bir aldatmacadan ibaret olmasıdır. Ve insanoğlunun şu ana kadar yeryüzünden 100 km'nin üzerine hiç bir zaman çıkamamış olmasıdır.

NASA'nın bilim dünyasına yaptığı açıklamaya göre 3472 km (2,158 mil) çapındaki Ay'ın dünyadaki gölgesi 112 km (70 mil) dir. Bir cismin kendisinin büyüklüğüne rağmen bu kadar küçük gölgesinin olması fizik kurallarına aykırıdır. Güneş'in önünden şu ana kadar geçen hiçbir şeyin gölgesi kendisinden küçük olarak gözlemlenememiştir. Nasıl oluyorda Ay'ın gölgesi kendisinden bu kadar küçük olabilir. Eğer NASA'ya göre gölge bu şekilde çalışıyor olsaydı Ay tutulması sırasında da Dünyanın gölgesi aynı orantıda Ay üzerinde küçülmesi gerekirdi. Aynı orantıyı kurarsak Dünyanın iddia edilen çapı 12700 km (7890 mil) ise gölgesi 409 km (254 mil) olması gerekirdi. Eğer Ay 3472 km çapındaysa Dünyanın gölgesi 409 km olarak Ay'ın küçük bir kısmını gölgeliyor olması gerekirdi.

Milyarlarca dolarlık bütçesine, onca araç ve imkanına rağmen NASA bugüne kadar sadece çizgi filim tarzında animasyonlar, bilgisayarda çizilmiş resimler (CGI)'den başka hiçbir şey üretememiştir. O nedenle bugüne kadar bize anlatılan safsataları tümüyle bir kenara koyup Güneş tutulması konusunda da kendi araştırmamızı yapmamız gerekmektedir.




Güneş tutulması tarih boyunca daima insanların korkmasına, endişelenmesine sebep olmuş, mitoloji ve efsanelere konu olmuş, batıl inançlarla ilişkilendirilmiştir. Bugün bile güneş tutulması bir çok kültürde kötü bir alamet olarak kabul edilir.


Bir çok kültürde Güneş ve Ay tutulması sırasında yada yakınlarında asla yaşamınız etkileyecek büyük bir karar almayın denir. Vietnam kültüründe Güneş tutulmasının sebebinin büyük bir kaplumbağa olduğuna inanılır, Vikingler'e göre bir kurt Güneşi yemiştir, Çinlilere göre bir dragon Güneşte öğlen yemeği yediği için tutulma olmuştur, İskandinav mitolojisinde gök kurtları hem Güneşi hemde Ay'ı yakalayıp yediği için tutulma olmuştur.


Vedik mitolojisine göre Karanlığın tanrısı olan Rahu yasak olmasına rağmen ölümsüzlük iksirinden içer. Güneş ve Ay Rahu'nun suçunu Tanrı Vişnuya haber verir.  Vişnu'ya ceza olarak Rahu'nun kafasını keser, fakat böylece Rahu'nun kafası ölümsüz hale gelir. Öfke ve intikam duygusuyla Rahu'nun başı zaman zaman Güneş ve Ay'ı kovalar ve onları yutar. Fakat vucudu olmadığı için yuttuğu Güneş ve Ay sadece bir müddet için kaybolur ve başının dibine düşerler. Rahu Kara Güneş yada Gölge Gezegen olarakta bilinir.


Güneş tutulması ile ilgili dünyanın dört bir yanından başka hikayelerde aktarabilirim ama bu kadarı size fikir vermiştir diye tahmin ediyorum.

DD düğümlerini hatırlıyorsanız önceki bölümlerde bahsetmiştik, Ay'ın Güneş'in yörüngesiyle kesişmesi durumu; Güneş tutulması daima Yeni Ay evresinde Güneş ve Ay'ın aynı düğümde bir araya gelmesi ile meydana gelir. Bu olay genel olarak yılda iki kere gerçekleşir.

Üç tür Güneş tutulması vardır; Kısmi, Halkalı ve Tam

Kısmi Güneş Tutulması
Halkalı Güneş Tutulması



Tam Güneş Tutulması

Üç değişik Güneş tutulmasının olmasının sebebi Güneş'in ve Ay'ın yörüngelerinin değişik yüksekliklerde gidip geliyor olmasından dolayıdır. Tam Güneş tutulması dünyanın sadece küçük bir bölümünden izlenebilmektedir. Bu alan genellikle 160 km (100 mil) genişliğinde ve 16.100 km (10,000 mil) uzunluğundadır. Bu alanın biraz dışındakiler sadece kısmi Ay tutulması görürler, uzaktakiler ise hiç göremezler. Bu durum Güneş'in, Ay'ın boyutları, yüksekliği ve yörüngesini sunduğumuz Düz Dünya modeline gayet uyumludur. Güneş tutulmasının gerçekleştiği gölge yolunun küre modelinde bir eğri olduğunu farkettiniz mi? Bunu Düz dünya modeline koyduğumuz zaman Güneş'in düz dünya üzerindeki yörüngesine denk gelmesi tesadüf mü? Elbette değil.



Bu resimde 1996 ile 2020 arasında gerçekleşmiş ve gerçekleşecek olan Güneş tutulmalarının olduğu andaki izlediği yolları görüyorsunuz

Peki Güneş tutulmalarına sebep olan ne?


Düz dünya guruplarındaki birçok kişi Güneş tutulmasına sebep olan şeyin Rahu gibi Kara Güneş yada Kara Gezegen tarzında üçüncü bir gök cismi olduğunu düşünüyor. Böyle düşünmelerinin sebeplerinden biri Ay'ı saydam bir cisim olarak görmeleri dolayısıyla Güneşi gölgelemesinin mümkün olmadığı. Daha önce Ay'ın saydam olmadığını görmüştük. Hindistan mitolojisindeki gibi Rahu tarzı üçüncü bir gök cisminin gölgeliyor olması doğru gibi gözüksede bu teoriyle ilgili sorunlarda var ve bu nedenle bu teoriye şüpheyle bakıyorum.

Güneş tutulmasının uçaktan çekilmiş videosuna bakalım;


Ay gökyüzünde yeni görülmeye başladığı zaman asla Güneş tutulması olmaz. Güneş tutulmaları daima yeni Ay olduğunda yada Ay ve Güneş birbirine çok yakın olduğu anda olurlar.



Tam Güneş tutulması sadece bir kaç dakika sürer, bize bu neyi ifade ediyor? Güneş ve Ay'ın yerden yükseklikleri yörüngelerindeki konuma göre daima değişkenlik göstermektedir, bu nedenle farklı güneş tutulmaları, Venüs ve Merkür geçişleri olmaktadır. Bu nedenle Güneş tutulmalarındaki genişlik farklı farklı olmaktadır. Bu genişlik aynı tip güneş tutulmalarında dahi değişkenlik göstermektedir. Güneş tutulmaları sırasında Güneş'in izlediği yol epey dar bir yoldur. Güneş tutulmaları Güneş'in önünden bir objenin geçip onu gölgelemesi karakterini taşıyan tüm özelliklerine sahiptir. Çünkü dünyaya düşen gölgesi dar, süresi kısadır. Güneş tutulması sırasında Ay'ın bulunduğu konum DD düğümünde olmasından başka bir seçenek yoktur çünkü Dolunay DD düğümünde başlar. Güneş büyük bir ihtimalle Ay'ın arkasındadır. Ay'dan daha hızlı gitmektedir ve Ay'ı yakalayıp geçer. Fakat Güneşi gölgeleyen neyse Güneş'in önünden geçmektedir. Bu durum Güneş'i gölgeleyen şeyin Ay olma ihtimalini şüpheye düşürür. Düz dünya modelinde Güneş'in bir tutu 24 saatte, Ay'ın bir turu ise 25 saatin biraz altında gerçekleşir. Güneş Ay'ı ayda bir yakalar ve geçer. Bu durum Yeni Ay evresinden hemen önce olur. Güneşin önünden geçen obje gerçekten kara bir obje olarak açık ve net görülüyor. O halde Ay büyük ihtimalle bu sırada tümüyle görünmez hale geliyor. Güneş ve Ay büyük ihtimalle bu sırada elektromanyetik enerji alışverişinde bulunuyor ve Güneş'in kendini yenilemesine, yeniden yeni bir enerji ile yüklenmesine sebep oluyor.

Aşağıdaki fotoğraflar infrared kamera ile Güneş tutulması sırasında çekilmiştir. Eğer Güneş'i önünde bir cisim onu gölgeliyor olsaydı burada ortaya çıkması gerekirdi. O halde Güneş'in önünden hiçbir şeyin geçmemektedir.


Düşünün; Tam Güneş tutulması sırasında neden Ay hiçbir şekilde parlamıyor? Eğer Güneş Ay'ın tam arkasındaysa en azından Ay'ın kenarlarından sızan bir ışık halkası olması gerekmezmiydi?


Şu ana kadar hiçkimse Ay'ı Güneş tutulmasından hemen önce veya hemen sonra görmeyi başaramamıştır, ve Ay'ın Güneş'in önünden geçtiğini şimdiye kadar fotoğraflamayı başaran olmamıştır. Sahte bilimin inancına göre Güneş'i gölgeleyen Ay'dır, ama bu mümkün değildir. Güneş doğduğunda Yeni Ay doğar, battığında da batar, ama Güneş'in önünden geçen Ay olsaydı en azından Ay'ın kara bir siluetini görmemiz gerekirdi.


Güneş'in önünden bir uçak geçince onu siluetini görebiliyorsak, Ay'ın neden görmeyelim ki? Demek ki Güneş'in önünden geçen kesinlikle Ay değil.

Peki Güneş'in önünden geçen bir başka gök cismi Kara Güneş, yada Kara Gezegen, yada Rahu veya Ketu olabilir mi? Gökte böyle kara bir cisim olsaydı başka zamanlarda da görüyor olmalıydık, neden sadece Güneş tutulmasında ortaya çıksınki?


Yada yukarıdaki resimde görüldüğü gibi gökte yarı saydam cisimler var ve bunlar mı Güneş'in önüne geçiyor?


Şu ana kadar Düz Dünya guruplarında bu üç fikir taraftar bulmuştur. Bu konuyu çözmek için mutlaka daha fazla gözlem ve bilgiye ihtiyaç vardır. Şimdi diğer teorilere göz atalım.

Ay Eskimiş (Bozulmuş) bir Güneş Olabilir mi? Teorisi

Bildiklerimizi sıralayalım;


  • Ay ile Güneş aynı büyüklüktedir.
  • Ay ile Güneş hemen hemen aynı yüksekliktedir.
  • Ay hemen hemen Güneş'le aynı yörüngede dolaşır (beş derece eğimli bir yörünge ve iki kez birbirlerinin yörüngelerini keserler DD düğümlerinde)
  • Ay ile Güneş hemen hemen aynı hızda giderler ancak Ay enerjisi kaybettikçe yavaşlamaya başlar, Güneş onu Yeni Ay zamanında ayda bir kere yakalar ve geçer.
  • Ay evreleri boyunca kendi kendini aydınlatır ve karartır.
  • Ay tutulma sırasında da kendi kendini aydınlatır ve karartır.
  • Ay gücünü yenilediği zaman (Dolunay zamanında) kıpkırmızı renge döner, Ay tutulması denen bu durumda Güneşle geometrik olarak tam aksi istikamette bulunur.
  • Güneşinde kıpkırmızı renge döndüğü zamanlar vardır.
  • Her ikiside hem bitkileri, hayvanları hem de insanları etkilerler.
  • Her ikisinin çalışma mekanizmasıda elektromanyetizma iledir.
  • Her ikiside yeryüzüne akıllı dalga boylu ışıklar gönderir.
Açıkçası yukarıdakilerden daha fazla bilgiye ihtiyacımız var. O halde tarihi kayıtlara, mitolojiye ve kutsal kitaplarda yazılanlara bir kez daha göz atalım.

“M.Ö. 542'de Hector Beotus'un bildirdiğine göre Güneş öğleden sonra kıpkırmızı bir renkte ortaya çıktı. İki gün boyunca gökteki tüm yıldızlar görünür vaziyette kaldı." Comet / Asteroid Etkileri ve İnsan Toplumu: Disiplinlerarası Bir Yaklaşım, Peter T. Bobrowsky, Hans Rickman - 2007

“23 Nisan 1547'de İngiltere, Fransa ve Almanya'da Güneş üç gün boyunca sanki kanla doluymuş gibi göründü, aynı zamanda bir çok yıldız öğlen vakti göründü" Cosmos: Evrenin Fiziksel Tanımının Bir Kroki, Vol4, Alexander von Humboldt

“11 Eylül 1520 sabahında yapılan gözlemde Güneş tutulması bekleniyordu. Sabah saat 10'dan 8 saniye geçe 42 ° yüksekliğe çıktı, etrafında herhangi bir bulut olmaksızın parlaklığını yitirmeye başladı, kırmızı koyu renge dönüştü. Güneş'in herhangi bir yeri herhangi bir şeyle gölgelenmiş yada kaplanmış değildi. Kalın bir dumandan geçiyor gibiydi taki 44.5 ° yüksekliği geçene kadar. Sonra normal haline döndü." Güney Denizi'ndeki keşifler, s. 39 Kaptan James Burney

Bu alıntılardan anlaşıldığı gibi Güneş kıpkırmızı olduğu zaman etrafındaki yıldızlar görünür hale geliyor, yani gökyüzünde Güneş'i kaplayan hiçbir şey yok demektir. Görünüşe göre Güneş'in elektrik sisteminde bir sorun nedeniyle gücünü kaybedip kırmızıya dönmektedir, tıpkı Ay'ın yaptığı gibi.

Bu konudaki efsanelere mitolojilere göz atalım; Eski Yunan mitolojilerine göre Dünya'nın Ay'sız olduğu dönemleri vardı.

Aristoteles yazdığına göre, Yunanistan’daki Arcadia bölgesi Helenler tarafından işgal edilmeden önce orada yaşayan Pelasgian adında bir milletin olduğu, ve bu yerlilerin buraya daha gökyüzünde bir Ay olmadan önce yerleştiğini; bu nedenle Proselen olarak adlandırıldıklarını söyler.

Rodoslu Apollonius, “Henüz tüm alemler göklerde değilken, Danai ve Deukalion ırkları ortaya çıkmadan önce ve yalnızca dağlarda yaşayıp ve ağaç fıstıklarıyla beslendikleri söylenen Ay öncesi dönemde yaşamış Arkadiyenler denen bir millet vardı.”

Plutarch, Roma Soruları'nda şöyle yazmıştı: “Evander’lerden önce oların yaşadığı yerde, Ay öncesi insanlar denilen Arkadiyenler yaşardı”

Benzer şekilde Ovid şöyle yazmıştır: “Arkadiyenlerin Jove'nin doğumundan önce bu topraklara sahip oldukları söylenir ve bu halk Ay'dan daha yaşlıdır”

Hippolytus, “Arkadia Ay'a göre daha eski olan Pelasgus'u ortaya çıkardı” efsanesine atıfta bulunur.

Lucian astrolojisinde, “Arkadiyenlerin çılgınlıkları Ay'dan daha yaşlı olduklarını teyit ettiklerini” söyler.

Ayrıca Censorinus geçmişte gökyüzünde Ay olmayan bir zamana hitap eder.

Aysız bir dünyanın hatırası, yerli kabileler arasındaki sözlü geleneklerde de yaşar. Kolombiya'nın doğusunda Cordilleras'ındaki Bogota yerlileri, kabile anılarının bir kısmında Ay'dan önceki zamandan bahsederler. Chibchas kabileleri “Önceki zamanlarda, Ay henüz göklerde değilken” der.

“Ve Güneş, Ay ve yıldızlar şimdi yaratıldı. Oysa Güneş başlangıçta şimdikiyle aynı değildi; ısısı yeterince güçlü değildi ve o aynada bir yansımaydı; şüphesiz, geçmişdeki güneş, günümüzdeki ile aynı değildi, der dedelerimiz. Yinede toprağı besledi ve Dünya'nın yüzeyini ısıttı, ve daha pek çok faydaları vardı” Bancroft, H. H., “Yerli Irklar, cilt. 3-Efsaneler ve Diller ”Sayfa 51. (Orta Amerika yerlileri efsanesi)

Jain kozmoloji kayıtları bize diğer mitlerde olduğu gibi Jambudvip (Dünya) üzerinde dönen iki Güneş ve iki Ay olduğunu söylüyor.

“Bu, beşinci Güneşin yaşıdır ......... Sonunda, gökyüzünde iki parlak Güneş yükseldi. Tecciztecatl Nanauatl'ı izlemeye devam ettiği için öfkeli olan diğer tanrılar ona bir tavşan fırlattı, Güneşi karartmayı başardı. Güneş'in yüzünde bir tavşan şekli belirdi. Bu yüzden Aztekler Ay'da bir tavşan olduğunu söylüyorlar. ”Welker, Glen, Aztek Yaratılış Hikayesi, Yerli Halk Edebiyatı

Maya'nın ve özellikle Lacandon mitolojisinin önemli bir motifi olan orta Meksika öyküsünde şöyle söyler; “Öfkeli tanrılardan biri korkak Tecuciztécatl'a bir tavşan fırlattı ve parlaklığını yitirmesine neden oldu. Tecuciztécatl bu yüzden zayıf parlaklığı olan sahte Güneş oldu - Ay "www.academia.edu/9523131/ THE_MAYA_MYTH_ABOUT_TWO_SUNS

Mitolojiden bu alıntılar tümüyle birilerinin hayal dünyasının uydurması hikayeler olabilir yada gerçeklik payıda olabilir. Kuran'da göklerin ve yerin yaratılışı hakkındaki ayetlerden anlaşıldığı gibi  (Bakınız: 41:12, 7:54) Ay, göklerin ve yerin yaratıldığı ilk zamanlarda yaratılmıştır ve kendi ışığını yaymaktadır; 10:5. Ayrıca 9:36 ayetine göre ayların sayısı ilk zamanlardan beri aynı ise ve Ay ayların sayısını anlamamız için yaratıldıysa Ay'ın ilk zamanlardan beri var olmalıdır.

10:5 O, güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir ışık yaptı. Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona evreler düzenleyip belirledi. Allah bunları ancak bir gerçek için yaratmıştır. Bilen bir topluma ayetleri böyle açıklar.

Sosyal medyada gökyüzündeki iki Güneşe şahit olmuş insanların paylaştığı resimlere mutlaka şahit olmuşsunuzdur. (Aşağıdaki resimlere bakın). Bazı tanıklar, bir başka Güneş'in bildiğimiz Güneş'in arkasından geldiğini iddia ediyor.





Sundog olarak adlandırılan olay yukarıdaki ilk resimdeki gibi olandır, iki güneş görme hadisesi biraz farklı, diğer resimlerde görüldüğü gibi. Gördüğümüz Güneş'in de aynı Ay gibi gök kubbe üzerinden bize yansıdığını düşünüyoruz. Eğer Güneş'te aynı Ay gibi gerçek Güneş'in bir yansıması olmasaydı yeryüzündeki bir gözlemci için heryerden aynı şekilde gözükmez ve yaklaştıkça ondan uzaklaşan bir yapıda olmazdı. İki Güneş görme hadisesi tanıkların ifadelerine göre bir yansıma olayı değil. Kesin olarak birşey söyleyemiyoruz, belkide gerçekten Güneş'in gökkubbeden yansımasıdır, yada belkide ikinci bir Güneş'tir.

"Sevgili çocuklarım, size söylemek isterim ki, kardeşlerimiz Kuntz ve Michel'in ayrılmasından sonraki gün, bir Cuma günü, gökyüzünde üç tane Güneş'i ve iki gökkuşağını uzun bir süre boyunca yaklaşık bir saat kadar gördük. Bu Güneşler sırtlarını birbirine çevirmişler, neredeyse ortasından birbirlerine değiyorlardı ve altları birbirlerinden uzaktaydı. Ben Jakob, kendi gözlerimle gördüm ve bir çok insanda benimle birlikte gördü. Bir müddet için ikinci Güneş ve Gökkuşakları gözden kayboldu ve sadece bir Güneş kaldı. İkinci Güneş çok parlak olmasa da yinede açıkça görülebiliyordu. Bunun küçük bir mucize olmadığını düşünüyorum." Jacob Hatter, Kardeşçe Sadakat: Zulüm Zamanından Atananlar


Ayrıca unutmamak lazım, Elit, Düz Dünya ve yapısını her ne kadar sıradan halktan saklasada bizden çok daha fazla araştırmış ve bizden çok daha fazla bilmektedir. Hollywood normal halkla dalga geçer gibi bu tür sahneleri filmlerde gösterirler.


Devam edelim...


Ayrıca geçen bir kaç yüzyıl içinde rasathanelerden ikinci bir Ay keşfedildiğine dair haberlerde gelmemiş değil. Daha sonraları yalanlanan bu haberlerden ilki 1846'da Fransız astronom Frédéric Petit tarafından yapıldı, sonra, 1898’de Hamburg’lu bilim adamı Dr. Georg Waltemath ve ayrıca 1918'de astrolog Walter Gornold'da aynı iddiayı tekrarladı.

Kuran'daki iki doğu, iki batı ifadesi iki Güneş'in var olabileceğine dair bir işaret olabilir mi?

55:17 İki doğunun ve iki batının Rabbi.

43:38 Nihayet bize geldiğinde, "Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaş mışsın sen!" der.


Güneş'in gücünü kaybettiğine dair tarihten kayıtlar var, onlara göz atalım;

6. yüzyılda çok az kişinin bildiği bir felaket hikayesi vardır; 535 ve 536 yılları arasında, dünya çapında sonuçları epey yıkıcı olan iklim değişikliği yaşanmıştı:

“Daha önce hiç görülmemiş ve rapor edilmemiş bir şekilde Güneş'in garip bir şekilde davrandığı gözlemlendi. Güneş karardı ve karanlığı 18 ay sürdü. Her gün dört saat kadar parlıyordu ve bu ışık sadece sönük bir ışıktı. Herkes Güneş'in bir daha asla tam ışığını geriye kazanamayacağını düşünmeye başlamıştı.” Efesli John, Kilise Lideri, Tarihçi Ecclesiastica

“... bu yıl boyunca en korkunç bir olay gerçekleşti. Güneş, ışığını parlaklık olmadan veriyordu ... ve sanki güneş tutulmasındaymış gibi görünüyordu, ışığı parlak değildi. ”Savaşların Tarihi: Vandali Savaşı.

Altıncı yüzyıl yazarı Mytilene Zacharias, MS 535/536 dönemi için ‘Karanlık Güneş’e atıfta bulunan bir bölüm içeren bir tarihi kayıt yazmıştı:

“Gündüz Güneş gecede Ay gece kararmaya başladı, okyanus bu yılın 24 Mart'ından gelecek yılın 24 Haziran'a kadar hep dalgalı ve kasırgalı geçti ... kış çok şiddetli geçti, o kadar ki, sürekli ve çok miktarda kar yağdı ... insanlar arasında stres ve sıkıntı epey artmıştı.” Midilli Zacharias (Chronicle, 9.19, 10.1)

“Altıncı yüzyılın ortalarında, Avrupa ve Asya son 2000 yıldaki en şiddetli ve en uzun süreli kış dönemi yaşandı.” Claire Bates, Mail Online

Tarihi kayıtlarda 1816 yılının da kışının oldukça soğuk geçtiği, yazın hiç yaşanmadığı bir yıl olarak tarihe geçti.

2009'da Güneş'in ışığının göz kırpar gibi teklemesi olayını canlı olarak şahit olanlarımız vardır. Hatırlamayanlar için şu videoya bakmalarını tavsiye ederim;


Ve şu videoyu;


Güneş eğer elektrik ile çalışmasaydı, NASA'nın dediği gibi gaz bulutu ateş topu olsaydı bu şekilde görüntüleniyor olması imkansız olurdu.

NASA Güneş'in gücünü kaybettiği bu tür tarihi olaylarla ilgili olarak gerçeği söylemek yerine daima olayı örtbas edecek bahaneler uydurmuştur; örneğin gök taşının yada volkanların sebep oldu gibi bahaneler uydurması, bu hikayeleri bilgisayarda çizilmiş resimlerle desteklemesi gibi.

Ay'ın daha önce bir Güneş olma ihtimalini destekleyen bir başka delilde ikisininde Gelgitlere sebep olmasıdır. Eric Dollard'a göre Güneş ışık ve ısısını vermek için hiçbir şeyi yakmıyor, herhangi bir fizyon olayı yok, sadece kendisine gelen elektromanyetik enerjiyi ışığa dönüştürüyor. Dev bir Tesla lambası gibi çalışıyor. Atmosferde olan soygazlar (Xenon, Neon, Argon, etc.) Güneşin yarattığı elektromanyetik alan ile atmosferde özellikle gün batımı ve gün doğumunda çeşit çeşit renkler oluşturur. Şu videoyu seyretmenizi tavsiye ederim;


Eğer Güneş ısı yayıyor olsaydı dağlarda daha fazla ısı hissediyor olmamız gerekirdi, halbuki yükseklere çıktıkça hava dahada soğumaktadır. Bunu hepimiz bizzat tecrübe ettiği için bir bilimsel gerçek olarak biliyoruz. Öyleyse ısıyı üreten şey Güneş'ten gelen ışığın yer seviyesindeki atmosferle etkileşime girmesi nedeniyledir. Maddeyle etkileşiminde Güneş'ten gelen görünen ışık, elektronların daha yüksek enerjiye ulaşmasını sağlar, bu nedenle mikrodalga ışıkların, gama ışıklarının ve görünen ışığın aynı şey olduğunu görürüz. Hepsi elektromanyetik radyasyondur, sadece dalga boyları değişiktir. Güneşten gelen elektromanyetik radyasyonun çoğu görünür ışık şeklindedir. Işık, farklı frekanslardaki dalgalardan oluşur. Bu frekanslar beynimiz tarafından renkler olarak yorumlanır. Kızılötesi dalgalar ve ultraviyole dalgalar, Güneş'ten gelen ve gözümüzün göremediği iki tür dalgadır. Atmosfer zemin seviyesinde çok yoğun olduğu için, Güneş'ten gelen mikrodalgalar, havadaki gazların elektronlarını hareketlendirerek ısı üretmesini sağlarlar.

Aynı fenomen yaşayan organizmalar için de geçerlidir. Hepimiz Güneş ışınlarının cildimizde ürettiği ısınma etkisini biliyoruz. Bir nesne ne kadar yoğunsa, ısıtma etkiside o kadar büyük olur.

Bu tür ısı transferi Güneşli günlerde görülebilir. Güneşin altında dururken yüzümüzün ısındığını hissederiz. Güneş ışığı yüzümüz tarafından emilir ve etrafınızdaki havayı aynı seviyede ısıtmamasına rağmen yüzümüzü ısıtır. Yüzümüz tarafından absorbe edilen Güneşten gelen enerjiye radyan enerji ya da radyasyon denir. Radyasyon, ısı enerjisinin elektromanyetik dalgalar tarafından aktarılmasıdır.

Bu yüzden, Güneşten gelen ışık karmaşıktır ve birçok frekansla akıllıca tasarlanmıştır.

Ay işlevsiz (yada bozuk) bir Güneş olduğu için, yaydığı ışığın frekansları değişiktir. Düşük enerjisinden dolayı Ay spektrumun sadece bir kısım ışığını yayar, bu nedenle Dünya yüzeyindeki etkiside değişiktir.

Bazı küreci araştırmacıların Ay'ın ışığında Güneş'te bulunan dalga boyları ile benzerlikler olduğunu keşfettiğini görüyoruz. Elbette Ay'ın Güneş'in ışığını yansıttığı beyin yıkanmışlığı ile çalışmalarını yaptıkları için bu ışıkların Güneş'ten geldiğini zannediyorlar. Fakat Ay kendi ışığını yansıtıyor ve eski bir Güneş'in şu anki Güneş'e benzer frekansta ışık yaydığını görmemiz şaşırtıcı değil.

Hepimiz, dünyadaki yaşamın devam edebilmesi için Güneş'in çok önemli bir etken olduğunu biliyor. Peki Ay? Aynen arızalı bir cihazın yapmasını beklediğimiz gibi Ay'ın yaydığı ışık canlıları negatif yönde etkilemektedir. Ancak Ay'ın düz dünya modelinde kendisinin ve ışığının canlılar üzerinde bir denge unsuru olarak fonksiyonu olduğunu düşünüyorum.

Güneş'in yaydığı ışık birden fazla dalga boyu içerir ve gözümüzün algıladığı ışık bunun sadece küçük bir kısmıdır.


Güneş tarafından yayılan elektromanyetik enerji aralığı güneş spektrumu olarak bilinir ve birçok araştırmacı Güneş ışığında kodlanmış bir bilgi olduğunu söylemiştir.

Güneş ışığı Yaratıcımız Allah tarafından kodlanmış akıllı bir tasarımdır, NASA'nın inanmamızı istediği gibi büyük bir yanan küre değildir. Güneş'in bu özelliği, onun hasbelkader, kendi kendine meydana geldiği iddiasını tümüyle çürütür.

Bizim araştırmamıza göre, Güneş ya bir tür pranik (şifa veren) enerji ya da elektriksel plazma enerjisine sahip olmalıdır.

Şunu da not edin: Güneş patlamaları bilgileri bize hep NASA uyduları aracılığıyla sunuldu; hepsi uydurmadır. Güneş'te lekeler vardır, ancak alev fışkırması olduğu gibi saçmalıklar tümüyle çöplüğe atılmalıdır.

Eğer Ay eskimiş arıza yapan bir Güneş idiyse (bu teori doğru ise) o halde bu olayın başlangıcı neresiydi, nasıl meydana gelmiş olabilir? Yeni Güneş nasıl oluştu? Bu olayın katalizörü neydi?

Büyük ihtimalle bir felaket sırasında, gökyüzü mekanizmasının bir şekilde değiştiği görünüyor. Bu felaket Nuh tufanı olabilir mi? Biliyoruzki Nuh tufanı sırasında göklerin kapıları açıldı, sular boşandı. Bu gökteki mekanizmayı etkilemiş yada değiştirmiş olabilir.

Şu 18:86 ayettinde verilen mesaj çok dikkat çekici; Güneşin bulanık suda batması hadisesi Güneş'in arızalı duruma geldikten sonraki durumunu ifade etmek için kullanılmış olabilir mi?

18:86 Güneşin battığı yere yaklaşınca onun bulanık bir suda (kara bir balçıkta) battığını gördü ve orada bir topluluk ile karşılaştı. "Ey İki Nesil Sahibi, dilersen onları cezalandır, dilersen onlara iyi davran," dedik.

Antik çağlardaki milletlerin efsanelerininin hemen hepsi (Mayalar, İnkalar, Mısırlılar, Farslılar, Hindistanlılar) 5 bin yada 10 bin yılda bir tekrarlanan, döngüsel, dünya çapında felaketlerden söz ederler. 12 bin yıllık, 26 bin yıllık döngülerle yenilenmelerden bahsederler. Bunlar yeni Güneş'in ortaya çıkması için bir başlangıç olabilir. Güneş'in gücünü yitirip yenilenmesi ancak göklerin ve yerlerin yenileriyle yer değiştirmesi gibi çok büyük felaketler neticesinde meydana gelebilecek bir hadise olduğunu düşünüyorum.


Güneş merkezli modele neredeyse kör bir şekilde inanan günümüz insanları için galaktik merkez hakkındaki eski efsaneler çok az şey ifade eder, ancak düz dünya modelini anlayanlar için, olay çok farklı bir resim çizmeye başlar.

Günümüz dünyasında, eski kavimler sanki az gelişmişlermiş, ilkel yada aptallarmış gibi, mitolojilere, eski kavimlerden aktarılan efsanelere karşı garip bir kibir var. Maya mı? Mısırlılar mı? Vedik Rishiler? Farslar? Mistikler? Hayır, geçmişle karşılaştırıldığında, bugünün insanlığı şüphesiz kandırılmış ve kainat hakkında çok az şey bilen yani geçmişe göre çok daha cahil olandır. Kuran'ın bize bildirdiği önceki kavimlerin günümüzden daha gelişmiş olduklarıdır. Bunu mutlaka dikkate almalıyız. Daha gelişmiş bir toplumlardı ancak bir felaketle yok oldular. Sahip oldukları teknolojileri de günümüze kadar ulaşamadı. Neden? Şüphesiz ardında tekrar eden bir felaket döngüsü olma ihtimali yüksek. Neden dünyadaki canlı kalabilmiş en eski ağaç 5 bin yıllık?

30:9 Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlardan daha güçlü idiler, toprağı işlediler ve onlardan daha fazla üretimde bulundular. Elçileri onlara apaçık delillerle gitmişlerdi. Onlara zulmeden Allah değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Şunu düşünün, Güneş merkezli sahte bilim Samanyolunda ortaya çıkan karanlık yarık hakkındaki ne diyor?; 3.000 ışık yılı uzaklıktadır ve burada gaz bulutu arasında yeni yıldızlar oluşmakta. Bu görüntü yolda milyarlarca yıldızı atlatıpta mı dünyaya ulaştı?, hepsini bir şekilde birer birer geçip, “güneş sistemimizde” diğer gezegenlere takılmadan? Lazer ışını gibi mi? Bu tür bir düşünce saf deliliktir. 3.000 ışık yılın kilometrelerce uzakta olduğunu biliyor musunuz? trilyonlarca km. Bizim gözümüzün o kadar uzağı görmesinin imkansız olduğunu bilmiyorlar mı? Göremezsiniz, üzgünüm, göremezler, ama birçoğu onların yalanına inanıyor.


Great Rift Gökkubbenin kapısıdır. Daha önce açılmış ve kapanmıştır.

Halbuki antik çağdaki kavimler Great Rift'i nasıl adlandırmışlardı? Bakire kapısı, Kozmik Doğum, Mağara, Yeraltı, Büyük yarık, Kara Yolu, Yeraltı Yolu, Kozmik Ağacın Dallarında Bir Çatlak, Kozmik Canavarın Ağzı ve Kozmik Annenin Doğum Kanalı gibi. Anlamlı değilmi?

Pek çok insan, Düz Dünya bakış açısıyla ya da hatta kemtrail’e baktıkları gibi dahi antik kavimlerin felaketlerden bahseden mitolojilerini, efsanelerini araştırmıyor. Fakat geçmişteki kavimlerin efsaneleri dahil olmak üzere Kuran’da, Tevrat’ta ve İncil’de dünyanın sonunun geleceğine dair yeterince işaret vardır. Hemen hepsinde ortak bir şekilde dünyanın sonuyla ilgili tasvirlerde gökyüzünde meydana gelen büyük yıkımlardan bahsedilir.

Nebraska'nın Pawnee Kızılderilileri, felaket gerçekleştiğinde Güneş'e olanlarla ilgili daha betimleyicidir. Efsanelerinde, Güneş doğduğunda dünyanın sona ereceğini söylüyorlar. Efsaneye göre: “..... Ay kırmızıya dönmesi gerektiğinde, insanlar dünyanın sona ereceğini biliyorlardı. Güneş aynı zamanda ışıl ışıl parlıyordu ve bir seferde o parlaklık gidecekti ve sonu gelecekti ... Yaşlı insanlar aynı zamanda dünyanın sona ereceği zaman birçok işaretin olacağını biliyordu. Yıldızların arasında birçok işaret olacaktır. Meteorlar gökyüzünde uçacak. Ay arada bir rengini değiştirecektir. Güneş de farklı renkler gösterecektir, ancak halka en yakın olan işaret nehirlerin ve derelerin yükselmesidir. ” Dorsey, G. A., “Pawnee Mitolojisi, Pt. 1 “1906

Paraguaylı Mbocobi Kızılderililer, yıkıma neyin sebep olacağını göstermekte çok spesifikler.

“Dünyanın tahribatı Güneş yüzünden olacaktır. Güneş bir zaman sonra gökten düşecek, ancak bir Mbocobi Güneş’e herhangi bir zarar gelmeden önce onu yerden alacak ve yerine mandallarla tutturacak. İkinci kez düştüğünde Dünya'yı yakacak. Kabileden bir adam ve karısı bir ağaca tırmanacak ve yıkımdan kaçacak, ancak bir alev patlaması onlara ulaşıp yere düşürecek, ve maymunlara dönüşecekler. ”Brinton, DC,“ Yeni Dünya Efsaneleri ” ”1896

Babil efsanesinden:

“Bu binyıl tamamen sona erdiğinde, Mazda’ya tapan dininin ikincisi olan ... Güneş kendini gizleyecek. . . Sonra 30 sene sadece kış olacak. Güneş karardıktan elli yedi yıl sonra, gökyüzünde yeni bir Güneş belirecektir. ” Muller, F. M., (ed.), “Doğu'nun Kutsal Kitapları, cilt. 47, 1897

Ayrıca Kolbrin'deki Mısırlı ve Kelt akademisyenlerden bulduklarımız:

"Gökler parlak ve kıpkırmızı olacak; toprağın yüzeyi bakır rengine dönüşecek ve ardından karanlık bir gün olacak. Yeni bir Ay ortaya çıkacak, dağılacak ve düşecek."

"Sular arıtılacak, tortular ortadan kalkacak ve bolluk bereket olacak ... Güneş, eskisi gibi olmayacak ve Ay ortadan kalkacak ​..."


Kuran'daki ayetlere bakalım:


75:6 "Diriliş Günü ne zaman?" diye sorar.
75:7 Gözün kamaştığı,
75:8 Ayın tutulduğu,
75:9 Ve güneş ile ay bir araya toplandığı zaman,
75:10 O gün insanoğlu, "Kaçacak yer nerede?" der.
75:11 Hayır, bir sığınak yok.
75:12 O gün son durak Rabb'inin huzurudur.

25:25 Göğün bulut kütleleri halinde parçalanacağı ve meleklerin topluca indirildiği gün,

52:9 O gün gök sallanıp sarsılacak,

54:1 Saat yaklaştı ve Ay yarıldı.

55:37 Gök parçalanıp da, yağ gibi eridiği ve kırmızı bir güle dönüştüğü zaman...

69:16 Gök yarılmıştır, parçalanmıştır.

70:8 Gün gelecek, gök erimiş maden gibi.
70:9 Dağlar ise atılmış yün gibi olur.

73:17 Peki, inkar ederseniz, çocukların saçlarını ağartan bir günden nasıl korunursunuz?
73:18 Gök bile ondan dolayı yarılır. O'nun sözü gerçekleşir.

77:9 Göğün yarıldığı,
77:10 Dağların ufalanıp savrulduğu,

78:18 Sur'a üfürüldüğü gün, hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
78:19 Gök açılmış; kapı kapı olmuştur.

81:11 Gök yerinden oynatıldığı zaman,

82:1 Gök yarıldığı zaman,
82:2 Yıldızlar sönüp düştüğü zaman,
82:3 Denizler akıtılıp taşırıldığı zaman,
82:4 Mezarların içi dışına çevrildiği zaman,
82:5 Her kişi, yaptığını ve yapmadığını öğrenecektir.

84:1 Gök çatladığı zaman.

84:2 Ve doğal yapısı gereğince Rabbine kulak verdiği zaman.


Benzeri ayetleri Eski Ahit ve Yeni Ahitte de bulmak mümkün;


Vahiy Kitabı
6;12 Kuzu altıncı mührü açınca, büyük bir deprem olduğunu gördüm. Güneş keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı. Ay baştan aşağı kan rengine döndü.
6:13 İncir ağacı, güçlü bir rüzgarla sarsıldığında nasıl ham incirlerini dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü.
6:14 Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı.

21:1 Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm. Çünkü önceki gökle yeryüzü ortadan kalkmıştı. Deniz de yoktu artık.

Yeşaya Kitabı
34:4 Bütün gök cisimleri küçülecek, Gökler bir tomar gibi dürülecek; Gök cisimleri, asma yaprağı, İncir yaprağı gibi dökülecek.

Markos
13:24 Ama o günlerde, o sıkıntıdan sonra, ‹Güneş kararacak, Ay ışık vermez olacak, Yıldızlar gökten düşecek, Göksel güçler sarsılacak.›

Yoel
2:31 RABbin büyük ve korkunç günü gelmeden önce Güneş kararacak, ay kan rengine dönecek.

Anlatılanlardan anlaşıldığı kadar bu büyük felaket sırasında gökyüzü tavanı, gökyüzü kubbesi ve içindeki herşey sarsılacak, sallanacaktır. Bu felaket yeni bir oluşumun başlangıcıdır. Yeni bir Güneş karanlık yarıktan gelir ve eskisini harap eder. Eski Güneş ölür ve Ay olur.

Gök cisimlerinin çoğu bu felaket sırasında bozulacak, bazıları güçlerini yitirecek, bazıları ise düşecektir. Ayrıca gökyüzünü ürten kalın ve siyah dumanın sebebi büyük ihtimalle Güneş ve Ay'ın tutulması yüzünden ve muhtemelen ölen Güneş'ten dolayıdır.

Antik kavimlerin tutulmaları çok iyi bir şekilde inceleyip, onların döngülerini öğrenmesi ve yeni tutulmaları saati dakikasına kadar bilmeleri, tutulmalardan korkmalarının nedeni budur, tutulmaları tekrar eden felaketlerin başlangıcı olarak görüyorlardı ve korkuyorlardı.  Çünkü eski zamanlarda Aysız dönemlerde vardı.

Öyleyse, dünyanın sonunun tutulmaların döngüleriyle alakalı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Ay ve Güneş Tutulmaları Tahminleri


Antik çağlardaki kavimlerin Ay ve Güneş tutulmalarını tahmin edebilmelerine en güzel örnek Antikythera Mekanizmasıdır. Antikythera Mekanizması “antik tutulma tahmini makinesi” olarak adlandırılmıştır, ancak göründüğünden çok daha fazlası vardır. Ayakkabı kutusu büyüklüğündeki cihaz, tarihi, güneş ve Ayın konumlarını, Ayın evrelerini, 19 yıllık bir takvimi ve 223 aylık bir tutulma tahminini kadranda gösteren bir sistemdir, sistemi çalıştırmak için kullanılan 30 karmaşık bronz dişli çarktan oluşan karmaşık bir dişli çark sistemine sahiptir. Bu onu çok karmaşık bir analog bilgisayar yapar. Bilinen başka hiçbir antik makine, bu kadar ileri mühendislik özelliği göstermez. Bu makina Güneş'in, Ay'ın ve Yıldızların Düz Dünya üzerinde gökkubbede nasıl çalıştığını gösteren antik bir makinadır.

Keşfi

1900 yılında, Akdeniz'de bir sünger çekme teknesi bir fırtına yüzünden Antikythera adasına sığındı ve adanın yakınında geceyi geçirmek zorunda kaldı. Ertesi gün, adanın yakınlarında dalmaya başladılar ve 2.000 yıllık bir eski Yunan enkazını keşfettiler.

Bulunan geminin büyük olasılıkla 60 B.C.’de Küçük Asya'dan Roma'ya bir seyahat sırasında 70 B.C. arasında battığı tahmin ediliyor. Dalgıçlar gemiyi çıkarmış, daha sonra Antikythera Mekanizması olduğu bilinen üç yassı aşınmış bronz parçası bulunmuştur.


Cihazın takvim ölçeği 360 günlük bir yılı temsil eder şekilde düzenlenmiştir ve her biri 30 günlük olmak üzere 12 aya bölünmüştür ve ayrıca Yunanistan-Mısır takvimine karşılık gelen beş günlük bir ekstra süreye ayrılır.

Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter ve Satürn döngüleri kadranda işaretlendirilmiştir.


Zodyak ölçeği, Güneş’in düz dünya üzerindeki "hızlı" ve "yavaş" bölümlerini gösteren 12 burçtan oluşan 360 derecelik bir kadrandır. Güneş göstergesi takvimdeki tarihi ve güneşin düz dünya üzerindeki gökyüzünde zodyak ölçeğini gösterir. Her yıl için tam bir dönüş yapar. Ay kadranı, Ayın gökyüzünde zodyak ölçeğindeki konumunu gösterir.

NASA'nın Ay ve Güneş tutulmalarını güya uzay araçları, uyduları yada uluslararası uzay istasyonu vasıtasıyla gözlemlediği için biliyor iddiası tümüyle bir yalandan ibarettir. NASA Ay ve Güneş tutulmaları için aynı Antik çağlardaki yapılan hesap yöntemlerini kullanmaktadır. Olay tamamen bir döngüden ibarettir. Döngüler anlaşıldığı anda gelecekteki tutulmaları tahmin etmek münkündür.



AY KONUSUNDA SON SÖZLER


Düz Dünya konusunda Ay, en gizemli ve en çok bilmece olan bir konudur ve yalnızca eldeki bilinen verilerle tümüyşe çözmemiz mümkün değildir. Sırları belkide her zaman kalmaya devam edecek, ama Ay’ı birçok açıdan incelemeden sonuca varmamız mümkün değildir.

Araştırmalarımızda kararlı olmalıyız, çünkü insanlara yalan söyleyip yanlış yönlendiren NASA gibi kurumlar mutlaka kafalarda bulanıklık oluşturacaktır.

Güneş konusu ve mekanizmasını çözmekte aynı şekilde muhtemelen daha fazla araştırma yapmamızı ve daha iyi bilgi kaynaklarına erişmemizle mümkün olabilir.

Güneş ve Ay’ın fonksiyonlarının tam olarak çözülmesi, Düz Dünya mekanizmasının nasıl çalıştığını, şeklini büyük oranda ortaya çıkarır ve bu büyük bir keşif olur.

Düz Dünya teorisinin eksiksiz olduğunu iddia etmiyoruz ve kimse bunu iddia etme hakkına sahip değildir. Ancak birlikte yada bireysel olarak çalışarak, tartışarak, yeni fikirlere açık kalarak ve somut çalışmalar yaparak birlikte bu konuyu çözebiliriz. Daha fazla araştırma ve işbirliği yapmak ilerlemenin en kolay yoludur. Mantıklı bir şekilde eleştiri yapanlar tarafından eleştirilmekten çekinmiyorum (unutmayın bir zamanlar hepimiz küre dünya modeline inanarak yanıldık, fakat sonra doğruyu bulduk), ancak mantıksız ve temeli olmayan ve yapıcı olmayan eleştirilerinde çalışmalara zarar verdiğini unutmayalım. Eleştiri yaparken hak ve adalet duygularıyla hareket edelim ve asla incelemeden, okumadan eleştiri yapmayalım.


Gerçeğe ulaşmayı dileyen herkese sevgi ile,


16:12 Geceyi, gündüzü, Güneşi ve Ayı hizmetinize sundu. Yıldızlar da O'nun emri altındadır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.

41:37 Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Güneşe ve ay'a secde etmeyin, onları yaratan Allah'a secde edin. O'na kulluk edecekseniz.


NotMark Knight’ın FLAT EARTH ADVANCED – THE MOON kitabından faydalanılmıştır.

.


4 yorum:

  1. https://i.ibb.co/kJDN605/esm-all.gif

    Ay 1 turunu 30 günde tamamladığına göre;
    Resimdede görüldüğü gibi Ay,Dünya ve güneş arasındayken 15 gün boyunca geceleri ayı göremememiz gerekiyor.Fakat Her gece gökyüzü bulutlu değilse ayı görebiliyorum.Birisi bunun izahını yapabilirmi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi yanlış. Ay'ın turu 28 gündür ve yeni ay öncesi birkaç gün (tam sayı aklımda değil) ay hiçbir yerden gündüz ya da gece görülmez.

      Sil
    2. Zaten yuvarlak hesap 30 gün dedim.Bu yorumu da dünyanın küre olamayacağı için yazdım.

      Dünyanın düz olduğunu savunuyorsan;
      yukarıda yazdığı gibi Ay 1 turunu 25.25 saatte tamamlar.Sen yanılıyorsun.

      Eğer küre olduğunu savunuyorsan;
      Dediğin gibi 28 günün 14 günü Ay; güneş ile dünya arasında olduğundan geceleri göremememiz lazım.Ayrıca Toparlak dünyaya göre Ay'ın evreleri dünyanın gölgesi üstüne vurduğundan dolayı oluşuyor.Ee Ay, güneş ve dünya arasındayken neyin gölgesi Ay'a vuracak?

      Sil
  2. ay ve güneş kubbenin neresinde kalıyor içerde mi dışarıda mı bu bilgiye ulaşamadım.

    YanıtlaSil