Header Ads

Üzerindeki en güçlü programlamayı kırmaya cesaretin var mı? Yok mu?

Atmosferik mercek etkisi hakkında bilmeniz gerekenler


ATMOSFERİK MERCEK ETKİSİ GÖZLEMLERİMİZİ NASIL ETKİLER


Yakın zamanda Dünyanın yarıçapını teleskop ile ölçme adında bir video yayınlayan Cody’s Lab adlı Youtube kanalından Cody’e açık mektuptur.

Videoda teleskobu ile Büyük Tuz Gölü’nün 36 mil (58 km ) karşısına doğru bir deney yaptı.




Kennecott bacasına gölün karşısından baktığın zaman bacanın 694 feet (211 mt ) görünür olduğunu ve 521 feet ( 158 mt ) nin eğimin arkasında kaldığını belirledin.



Sanırım nedenini biliyorum. Rob Skiba’nın ‘Atmosferik Lens’ ya da ‘Atmosferik Büyütme’ ile ilgili videosuna bakalım ;


Atmosferde ne kadar su olduğunu öğrenebilmek için birkaç web sitesine baktım , Google da arama yaptım. Bu USGS web sitesi , Usgs.gov ‘Değişen Dünya İçin Bilim’ . USGS Su Bilim Okulu atmosferde her zaman su olduğunu söylüyor.




Bulutlar tabikide atmosferdeki suyun en belirgin tezahürüdür. Ancak bulutsuz havada bile su içerir. Görülmeyecek kadar küçük partüküller halinde sular. Herhangibir zamanda atmosferdeki su hacminin yaklaşık olarak 3100 milkübik veya 12.900 kilometre kübik olduğu tahmin ediliyor. Devam ediyor ve diyor ki , eğer atmosferdeki suyun tamamı bir defada yapmur olarak yağsa bütün ‘kürenin tamamında’ 2,5 cm derinlikte bir birikinti olurdu.




Bu biden fazla web sitesinde doğrulanıyor. Sırf tartışmanın hatırına bir tane daha paylaşacağım. İşte ‘Why Files’ sitesi , ‘Haberlerin arkasındaki bilim’ Atmosferde ne kadar su olduğu ile ilgili bir makaleleri var .




Atmosferde her zaman şaşırtıcı şekilde 37,5 milyon milyar galon suyun görünmez şekilde olduğu söyleniyor. Bu Dünyadaki bütün kara parçalarını ve okyanusları yarğmur ile 2,5 cm örtmeye yetecek miktarda bir su. Ve tabikide bu konuda konuşmaya devam ediyor. Yani atmosferde çok miktarda su var.

Sanırım hepimiz bunu bir şekilde biliyoruz. Ama bunun ne anlama geldiğini düşündüğümüzü sanmıyorum.


Eğer atmosfer özellikle milyarlarca milyondan fazla küçük konveks damla sudan oluşuyorsa , o halde bunların hepsi bir araya geldiğinde büyük bir büyüteç gibi özellikler gösteren büyük bir konveks mercek oluşturuyordur.


Buradaki görüntüye bakın . Bu görüntüyü Rick ile göl gezimizden döndükten kısa bir süre sonra çektim. Plaja gittik ve hava hala açıktı.Kameralarımızı aldık ve gölün 46 mil( 74 kilometre ) mesafedeki diğer kıyısına baktık ve bunu gördük. Bu görüntü olağan dışı. Buradaki tekne taminimce 1 mil ( 1,6 km) den daha az bir uzaklıkta. Bunu şurada kameranın önünden geçen insanların görüntüsüne dayanarak söylüyorum.





Limanda bir çeşit çit gibi duran bazı kayaların üzerinden yürüyorlar. Bu görüntüyü çektiğim zaman bize yaklaşık olarak 400 mt uzaklıktalardı. Bu görüntüyü tam olarak şu noktadan çektim.


Karşıya doğru baktığımız yer burasıydı. Burası da insanların yürüdüğü yer. Teknenin üzerindeki insanların boyutlarına bakarak diyebiliriz ki tekne de buradan çok uzakta değildi. Bizim bulunduğumuz yerden belki 800 mt ya da biraz daha fazla uzakta olduğunu söyleyebiliriz. Uçuşumu yakalamak üzere Chicago’ya geri döndüğümde Willis Kulesi’nin şu fotoğrafını çektim.



Google Earth de bakarsanız şurası fotoğrafı çektiğim yer diyebilirim.

Tam karşıya doğru yaklaşık 950 mt . Ve şimdi kulenin boyutuna şurada önümdeki arabayla karşılaştırarak bakın. Gölün karşı tarafındayken Willis Kulesi’ne tam olarak bu taraftan bakıyorduk. Şimdi arabayı teknenin yanına kaydırıp uygun ölçüye kadar küçülteyim.




Burada çok ilginç bir şey görüyor musunuz ? Bina inanılmaz ölçüde büyümüş. Soldaki görüntü binanın boyurunu ve yaklaşık 950 mt uzağındaki arabaya göre ölçeğini gösteriyor. Sağdaki görüntü ise tekne ile birlikte aynı arabayı ve aynı binayı 46 mil( 74 km) uzaklıktan gösteriyor. Atmosfer gerçekten bir mercek gibi etki ediyor. Ne tip bir mercek ? Konveks bir mercek veya büyüteç gibi .

O nedenle şunun olduğunu söyleyeceğim : Atmosfer şehri büyütüp yakına getiren bir mercek gibi hareket ediyor ve bu nedenle binaların alt kıslımlarını göremiyoruz. Belkide atmosferdeki bir kırılma nedeniyle ek bir kırılma oluşuyor ve bu daha fazla gömülmesine neden oluyor. Bu mu oluyordu ?


Başka bir açıdan bakalım , grafiği yeniden koyalım.




Grafiği şöyle yönlendirelim , böylelikle burada gördüğümüz şeyi daha iyi temsil edebilir. Kırılmaya neden olan havanın yoğunluğunu göstermek için ışık ışınlarını açıyorum , böylece şehri büyütebiliriz. Bu şehri yukarıya getiriyor.



Şehri yukarı getiriyor ve şehrin alt kısmını kaybetmeye başlıyoruz. Ve belki de büyüme nedeniyle ve ek kırılma nedeniyle biraz daha aşağı düşüyor. Ve sonuçta bununla karşılaşıyoruz. Tam da gördüğümüz gibi.




Size verdiğim rakamlar , Tony’nin bana elindeki aletine dayanarak verdiği rakamlar. Aleti 37 deniz mili olduğunu söylüyordu ki bu 42,6 kara mili yani 68,55 kilometre demektir. Ama Google Earth üzerinde aynı lokasyonu işaretlediğimiz zaman 46 mile ( 74 km ) yapıyor. O nedenle yarım saatlik videoda izlediğiniz mesaferlerin hepsine 4 mil ( 6,4 km ) daha ekledik.





Ama şunu düşünmeye başlıyorum , eğer bu kesinlikle bilimse , bir kez daha uzmanlara dönelim ve atmosferde neler olduğuna bir bakalım.

‘Bilim bir mercekten farksızdır ‘ İşte basit bir örnek :



Şimdi eğer Chicago’ya buradan bakıyorsanız belki de Willis Kulesi’nin sadece tepesini görebiliyorsunuzdur.




Eğer sıcaklığı simüle edersem , ters çevirme devreye girer. Ve şimdi Chicago’nun zemin kat dahil olmak üzere büyük çoğunluğunu görebilirsiniz. Yani atmosfer gerçekten bir mercek gibi etki ediyor. Evet , atmosfer tam olarak bir mercek olarak etki ediyor. Atmosferin büyüten mercek etkisinden dolayı şehrin bu kadar kısmı kayboluyor. Yani görüyorsun ki , uzaktaki objeler atmosferin mercek etkisi nedeniyle alt kısımları kaybolarak yakınlaşabilir.





Bacanın altını eğimin sakladığına ve ışığın onu dik olarak büktüğüne inanmanı anlıyorum ama bunu bir düşün.



Neden hiçbir zaman geriye doğru eğilmiş bir bina görmedik ? ya da yanlara eğilmiş ? Bana binaların ve yapıların eğilmeye yetecek kadar sözde eğimin arkasında olsalar bile her zaman düzleştirildiğini mi söylüyorsun ?

Yani kendi çizimine bir bak . Tam olarak olmasa da doğru olmaya yakınsan dahi , baca belirgin şekilde açılı ya da eğilmiş olmalıydı.




İnsanlık tarihi boyunca bir tane bile eğilmiş bina ya da yapı fotoğrafı olmadı. Neden ? Herşey her zaman altserap , üstün serap , ışık kırılması ya da herneyse .

TV de sunucu proğramında diyor ki ‘Ve burada gördüğünüz şey bir serap …’ Bütün bunlar neden ölçülemeyen bir eğim olmadığını örtbas etme çabaları. Bu çok saçma Coddy ..

Jenna Fredo’bubn şu videosuna bir bak. Ve sizler , lütfen kanalına abone olun o harika biri.


Ne gördüğünü anlıyor musunuz ?



Kameranın yüksekliği Ontario Gölünden 6 feet( 1,8 mt) yükseklite ve gölün karşısında 31 mil uzaklıktaki Toronto’ya bakıyor ve Rogers Center açıkça görübebiliyor. Rogers Center’ın toplam yüksekliği gölün kıyısından 306 feet ( 93 mt ) dir . Ama 31 mil (50 km) ileride eğimin 500 feet (152 mt ) üzerinde düşmesi gerekir. Her ne olursa olsun Roger Center’ın görülmemesi gerekirdi. Kesinlikle mükemmel iş Jena !

Şimdi Coddy , eğer Dünya’nın eğimi yerden görülebiliyor ise o halde neden balık gözlü lens olmadan 120.000 feet ( 36.480 mt) yüksekliğe gönderilen yüksek irtifa balonundan eğim görülemiyor ?





Eğer ufuk yerde sizden uzaklaşırken eğiliyorsa o zaman neden göz hizasına çıkıyor ?




Hiç mantıklı değil . Lütfen bunları bir düşün Cody . İyi günler.


'Dünya haritasını hazırlanırken Photoshop yaptık , ama yapılmak zorundaydı' – Rob Simmon NASA





Nasa' nın yayınladığı resmi Dünya fotoğraflarına bir bakın lütfen , bunlar NASA nın yayınladıkları ve soldaki 2002 de yayınlanan fotoğraftaki Amerika kıtası ortadaki 2012 yılında yayınlanan fotoğrafta ne hale gelmiş , dünya şekli aynı ama kıta nasıl büyümüş farkettiniz mi saçmalığı ve sağdaki 2015 fotoğrafına bakın. Neler oluyor , NASA neler yapıyorsun sen…

Dünyamızın gerçek fotoğrafı nerede ?



Ayın üzerinden çekildiği idda edilen fotoğraflara bakın soldaki 1968 NASA resmi web sitesinden ve Dünyamızın büyüklüğüne iyice bir bakın , şimdi sağdaki 2007 de çekildiği idda edilen JAXA nın resmi web sitesinden alınan fotoğrafa da bir bakın.


Bu nasıl olabilir , Dünyamızın mesafesi bu kadar mı uzaklaştı ? Bu ne saçmalık böyle. Bu arada NASA da JAXA da aynı tip logoları kullanan küresel gizli güçlerin sahip olduğu prodüksiyon şirketleri bayanlar ve beyler. Uzaya gittikleri yok ve üstelik kendi halklarından dehşet vergiler sadece bu kurumlara gönderiliyor.



TV de anlatıyor güya bilim insanı ‘Yani bütün Dünya yaşamı boyunca hatta oluştuğundan beri dönüyor ve ekvatorda kutuplara nazaran daha da genişledi , yani tam olarak küre değil ,yassı , resmi olarak yassı bir küre biz öyle diyoruz . Ama bu kadar da değil , Ekvatorun altı , ekvatorun üstünden biraz daha geniş , Biraz tombul i evet tombul iyi bir kelime olur. Armut şeklinde.’ diyor


Peki ozaman NASA nın Dünyamızın fotoğraflarını çektiği kendi kayıtlarında var , o fotoğraflara bir bakalım bilim insanının anlattığı gibi mi diye .Aşağıda yıl yıl NASA nın remi fotoğraflarını görüyorsunuz :



Eğim nerede ? denizdan baktığımızda sağa veya sola doğru bükülen bir deniz görmüyorum , peki eğim nerede

Eğim nerede ? dağların üzerinden baktığımda Tibet’ten de bir eğim görülmüyor ?

Eğim nerede ? Dünya yüzeyinden fark etmemizi istediğiniz eğim 36.000 metre yukarı gönderdiğimiz kamera dan da görülmüyor , o zaman eğim nerede ?



Obama ‘ Düz Dünya Topluluğuna ayıracak vaktimiz yok’


Bush ‘Çirkin komplo teorilerine asla göz yummayacağız’

Teşekkürler ODD TV ve tercüme için teşekkürler Lıght Around The Moon.