Header Ads

DÜNYA SADECE 100 YILDIR KESİN YUVARLAK KABUL EDİLİYOR !

DÜNYA ZATEN DÜZ BİLİNİYORDU, 100 SENE ÖNCESİNE KADAR ...

Tarih boyunca hepsi bizden ileri tüm kültürler 
Dünya'yı düz kabul ediyordu. NASA'ya kadar!
Bilinen en eski inanışlardan biri yeryüzünün her zaman için düz olduğu ve üzerinin bir kubbe ile örtülü olduğu idi. Mısırlar, İskandinavlar, Hindular, İnkalar, Mayalar, İbraniler vs. hepsi dünyanın düz olduğuna ve göğün onun bir bariyeri olduğuna inanıyorlardır.

Düz Dünya modeli binlerce yıl hüküm sürdü. Ta ki 1543 yılında Nicolas Kopernicus evrenin güneş merkezli modelini ortaya koyana kadar. Ancak buna rağmen Düz Dünya düşüncesi 1900'lü yıllarda insanlar genelinde hakim olmaya devam etmedi.

Kopernik
Bunun kanıtlarını Thomas Winship'in 1899 yılında yayınladığı Zetetic Cosmogony adlı kitabında görmekteyiz. Terra Firma, Dünya bir gezegen değildir, bir senaryo, sebepler ve tüm gerçekleriyle David Wardlaw Scott tarafından 1901 yılında yayınlandı. Gerard Hickson'ın 1922 yılında yayınlanan Kings Dethorned (Tahtından İndirilmiş Krallar) kitabı da Güneş merkezli modelin sorunlarının tüm detaylarını ve Copernic, Einstein, Newton gibi insanlar tarafından yapılan hatalardan bahsetti.

Yani görüyoruz ki zamanın başlangıcından 1900'lü yıllara kadar Düz Dünya düşüncesi her yerde hakimdi. Düzcüler hiçbir zaman yok olmadı. Gelin bu konuya detaylı bir şekilde bakalım.


1931'de özel bir balonla 16 km'ye çıkan kaşif
Profesör Auguste Piccard'ın bu keşfini anlatan
sayfası. Büyütüp inceleyiniz.
Ağustos 1931 yılındaki Popüler Bilim isimli bir dergide kaşif Auguste Piccard Dünya'nın düz bir diske benzediğini ve bir balonla 16 km yüksekliğe ulaşıldığında kenarlarını belirgin olduğunu belirtmişti. Günümüzde bu yüksekliğin çok üzerine çıkabilen araçlarımız var. 37 km.'lere çıkabiliyoruz. Ve Dünya bizlere halen düzlükten başka şey göstermiyor. Gözümüzle gördüğümüz şey ufuk çizgisinin düz olduğu.  Genel bilim bu yüksekliğe çıkıldığında kıvrımların gözle görülebilir olacağını söylese de ortada kıvrım falan göremiyoruz.

Gelin şimdi başka bir zaman dilimine, Düz Dünya mantığının gizlenmiş olduğu bir dilime gidelim. Burada Kopernik'i hariç tutacağız. Güneş Merkezliliğin, Dünya'nın dönen bir top olduğunun 1500'lere kadar anlatılmadığını biliyoruz. Ancak 1900'lerde yeryüzünün gerçek doğası gizlenmeye çalışılmaya başlandı. 1912'de Dünya'nın biçimi henüz ispatlanamamışken beyinlerimizi programlamaya başladılar. Universal Pictures'ın temelinde yapmış oldukları her film öncesinde bize dönen bir Dünya gösterdiler. Bu yüz yıldır devam etmekte. Ama önemli olan bunun 1912'de başlamış olması. İzlemeye devam ettik. 1946'da Amiral Ritchmond tarafından Antarktika'ya seferler düzenleden Highjump operasyonu diye bir şey hayatımıza girdi. Antarktika'ya gidip ekipmanlarını test etmeye çalışmalar yapmayı ve bu bölgede askeri araştırma merkezi kurulup kurulamayacağını deneyeceklerini söylediler. Bu süreçte Antarktika'nın deniz kıyısı alanlarının çizimlerini yaptıklarını iddia ettiler. Başka neler yaptıklarını hiç kimse bilmiyor.

Önde gelen Düz Dünya kitapları

Biraz ileri saralım ve 1955'teki Deep Freeze operasyonuna gözatalım. Bu Highjump'ın genişletişmiş bir hali. Antarktika'ya daha fazla araştırma merkezleri eklenmiş. Biraz daha ileri sardığımızda 1958'de Antarktik anlaşmaya bağlı kalacak koşullarla Nasa kuruldu ve 1961'de bu koşullar yerine getirildi. Anlaşmanın temelinde, dikkatli bir biçimde izlenen, rehber eşliğindeki turlar haricinde tüm sivilleri Antarktika'nın sınırlarından uzak tutmak yatıyordu. 1962'de Fishbowl, yani Akvaryum Operasyonu devreye girdi. İnsanlar tam da bu esnada Highjump ve Deep Freeze operasyonlarının sonucu olarak bir gökkubbenin varlığının ispatlandığına inandırıldılar. Çünkü bir sebepten dolayı, sanki gökkubbe ile bir iletişim kurma hedefleri varmışçasına gökyüzüne doğru nükleer füzeler göndermeye başladılar. Buradaki ismin sembolik kullanımından bahsetmeden geçemeyeceğim. Akvaryum: Dünya'nın şekli ve doğa için kullanılmış bir sembol. Birçok insan nükleer silahlara inanmıyor, ancak bu böyledir demek yanlış olur. Sadece biraz araştırmaları yeterli olacaktır. Evet, aynı yılda 1962'de John Kennedy o meşhur konuşmasını yaptı. Biz Ay'a gitmeyi tercih ediyoruz. Sanırım tüm bu çalışmalar, bu adamların Dünya'nın gerçek halini anlamalarıyla sonuçlandı. Bunlardan biri de içinden geçmenin mümkün olmadığı, kristalleşmiş kubbe. Bunu aklınızda iyi tutunuz. Biizm burada sıkışıp kaldığımızı, ve buradan ayrılamayacağımızı biliyorlardı. Bu yüzden, sanki istediğimizde bu dünyadan çıkabileceğimiz imajını yarattılar. Bunu yapmaları daha sonraları kendilerine büyük zararlar verecekti. Buraya da geleceğiz. Ama şimdi devam edelim.

Yüksek Atlama Operasyonu 1947
Akvaryum Operasyonu 1962

Dört yıl sonra 1966'da Lunar Orbiter 1 Dünya'mızın uzaydan ilk kez görüntüsünü çekti. Bundan iki yıl sonra, 1968'de Apollo 8 bu fotoğrafı çekti. 1969'da ise, Apollo 11, insnaoğlu ilk kez Ay'a indiğinde işte bu fotoğraf yayınlandı. 1972'de ise Ay'a yapılan 6. ve son seyahatte tüm zamanların en popüler fotoğraflarından birine sahip olduk. Mavi Misket, Mavi Mermer, ya da Blue Marble; ne derseniz işte. Yeryüzünün bu sözde fotoğrafları özellikle 1972'de Blue Marble Ay'a gitmiş gibi yapmanın arkasında yatan temel unsurdu. "Dünya yuvarlaktır." Düz Dünya düşüncesi artık bitmiştir! Yaşamış tüm eski kültürlerin inançları, bu konuda 1900'lere kadar yazılmış bütün kitaplar ve yazılar yanlıştı. Dünya Düz değildi. Nasa bunu ispatlamıştı. Üzerinde daha ne konuşulabilirdi ki. Universal Pictures'ın göstermiş olduğu gibi, dönen bir top üzerinde yaşıyorduk. Sorun şu ki ─bu metnin hazırlandığı─ 2017 yılındayız ve mevzu bahis eğimler, Dünya'da yaşayan hiç kimse tarafından halen görülemedi. Hareket hiçbir şekilde belirlenemedi ve ispatlanamadı. Alçak Dünya yörüngesinden nasıl geçebileceğimiz hakkında bir fikrimiz yok.
Universal Pictures'ın ilk küre Dünya animasyonlarından biri

Obama (ve NASA yetkilileri) ne demişti bakalım.
"Önümüzdeki 10 yılda alçak Dünya yörüngesinde keşif için gerekli sistemleri barındıran bir uçuş ekibi tüm testler ve çalışmaları yapacaktır. Nasa'nın sıradaki uzay aracının inşası tamamlanıyor ve gerekli testler Amerika genelidne yapılıyor. Önümüzdeki zamanlarda daha da fazlası yapılacak. Bu insaoğlunu Güneş Sistemi'ni keşfetmesi için götürecek olan bir uzay aracıdır. Bu Nasa'nın alçak yörünge keşifleri için bir sonraki adımı olacaktır. Orion çok amaçlı ekip aracı olarak adlandırılan ya da kısa adıyla NBCV yeni nesil uzay aracı olan bu şey, Amerika'nın alçak Dünya yörüngesini tamamen keşfetmesine vesile olacak. Dünya'dan uzaklaşmaya çalışırsak Van Allen Kemeri'nden geçmek durumundayız. Yani çok tehlikeli bir radyasyon alanından. İnsanları böyle bir şeye sokmadan önce oluşabilecek tüm sorunları çözmemiz gerek. Uzay istasyonumuzda test etmekte olduğumuz bazı teknoloji türleri bize, alçak Dünya yörüngesinin ötesine geçirmek adına büyük katkı sağlıyor. Birçok kişi bunun bir bilimkurgu filmi olduğunu düşünüyor. Nasa'nın yaptığı plan, SLS denen bir roket inşaa etmek. Bu ağır kalkışlı bir roket. Bugün sahip olduğumuz modelden çok daha büyük. Orion kapsülünü içerisinde insan taşır halde görebileceğiz. Blenders gibi, SLS'de Dünya yörüngesi etrafında bize bilgiler sunacak. Şu anda en fazla Dünya yörüngesine çıkabiliyoruz. Gidebildiğimiz en fazla bu kadar. Ancak bu yeni sistemle, yörüngenin de ötesinde, hatta insanoğlunu Güneş Sistemi içinde keşiflere gönderebileceğimiz bir düzeneğe erişeceğiz. Ay, Mars ve gidebileceğimiz başka çok hedef var. Bunu yapabilmemiz için bize güven sağlayacak olan aracı inşaa ediyoruz."

Alçak Dünya Yörüngesi yerden itibaren 160 km. ile 2000 km. arasındaki kısma denk geliyor. Yani bu 2000 km.yi geçemeyeceğimiz anlamına gelir. Bu büyük bir sorun. Çünkü Güneş merkezli sisteme göre Ay yaklaşık 3300 km. uzaklıkta. Bu büyük bir fark. Biz şu an, 2017'de bu mesafenin 1 metre bile uzağına gidemezken 1969 ile 1972 yılları arasında Ay'a 6 defa gitmek, nasıl bu kadar kolay oldu. Evet, 1 metre... Bu alanın 1 metre bile dışına çıkamıyoruz. Tabii ki bunun için de bir açıklamaları var. Radyasyon alanlarını öne sürüyorlar. Ama gerçek şu ki, Van Allen Kemeri gök kubbe için söylenen bir hikaye. Biz etrafı çevrili bir yapıda bulunan düz bir gezegende yaşıyoruz. Bu her zaman böyleydi. Ve her zaman da böyle olmaya devam edecek. Sonsuz bir uzayda dönüp duran bir topun içinde yaşadığımız yalanı insanoğlunun tüm varlığı ele alındığında çok küçük bir zamanı kapsıyor ve bu yalan, çok da uzun sürmeyecek gibi görünüyor. Güneş merkezli denilen aldatma insanoğlunu, Onu ilahi doğasından uzak tutmak adına uydurulmuş kısa süreliğine var olabilecek bir yalandır.

Editör Omni

Kaynaklar: